Algıda Organizasyon (Örgütlenme) Nedir?

Uyarıcıların bir bütün içinde algılanmasıdır. Bütün içindeki unsurları ilişkilendirmeye yani aralarında anlamlı bağlantılar kurmaya algıda organizasyon denir. Örneğin, bir şarkı bütün olarak anlamlı iken şarkıdaki tek tek bir notanın veya hece ve kelimenin anlamı yoktur.

Algıda organizasyonu etkileyen etmenler

Yakınlık: Birbirine yakın nesneleri gruplandırarak birlikte algılama eğilimimiz vardır. Örneğin, okulun bahçesindeki öğrencileri bir arada toplu hâlde görünce grup olarak algılarız.

Benzerlik: Birbirine benzer olan nesne ve olaylar da birlikte bütün olarak veya grup olarak algılanır.

Gruplama: Algıda organizasyon yaparken bazı ipuçlarından yararlanarak gruplama yaparız.

Devamlılık: Uyarının devamlılığı da algıların gruplaşmasına ve bütünleşmesine yol açar. Örneğin, her gün aynı şapkayı giyen bir kişiyi uzakta da olsa tanırız.

Tamamlama: Algılarımızda uyarıcının eksik kısımlarını tamamlayarak algılama eğilimimiz vardır. Örneğin, (………..) noktaları çizgi olarak algılarız.

Algıda organizasyon

Algının Özellikleri

Algıyı çeşitli uyarımları daha önceki yaşantıların etkisi ile yorumlama, onları anlamlı hâle getirme süreci olarak tanımlamıştık. Bunun bu şekilde olması, rastgele değil, belirli ilkeler çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bunlara “algının özellikleri” denir. Algının özellikleri şunlardır:

Algı alanı

Bireyin içinde bulunduğu ve gelen uyarıcıları aldığı çevreye algı alanı denir. Kütüphanede ders çalışan bir öğrenci, belli bir alandaki uyarıcıları alabilir. Bu alan, o öğrencinin algı alanıdır.

Algı dayanağı

Algılamamızı etkileyen daha önceki yaşantı, ihtiyaç, öğrenme ve kültür; algı dayanağıdır. Bireyin mesleği ve değerleri algılamasına yön verir. Farklı toplumsal kural ve kanunlara sahip iki kişi aynı durumla karşılaştığında farklı algılayıp farklı tepkiler gösterir. Örneğin, bir Fransız için çok komik olan bir olay bize pek komik gelmeyebilir.

Algıda bütünlük

Bir manzarayı, bir resmi, bir insanı bütün olarak algılarız. Bu bütün onu oluşturan parçalardan farklıdır. Bu uyarıcıların bir bütün içinde algılanmasıdır. Bir resmin bir parçasına baktığımızda bütün hâlinden farklı bir görüntü algılarız. Algıda bütünlüğün oluşması için zihin, organizasyon yapar.

Gerek varlıkların gruplar hâlinde algılanmasında gerekse eksikliklerinin tamamlanarak algılanmasında gerekse şekil-zemin ilişkisi içinde algılanmasında “algıda bütünlük” özelliği etkilidir (kesik çizgilerin ve şekillerin bir bütün olarak algılanması gibi). Bir insanın üzgün olduğu sadece gözlerinden değil genel görünümünden de anlaşılır.

Algıda bütünlük

Algıda değişmezlik

Önceden bildiğimiz, tanıdığımız nesnelerin farklı görünmelerine rağmen bizim onları aynı şekilde algılayışımıza algıda değişmezlik denir. Algıda değişmezlik renk değişmezliği, şekil değişmezliği veya büyüklük değişmezliği olarak ortaya çıkmaktadır.

Karanlıkta siyah görünen Türk bayrağının kırmızı olarak algılanması, televizyondaki insan görüntülerinin normal boyutlarında algılamamız; algıda değişmezliğe verilebilecek örneklerdir. Algıda değişmezlik üç şekilde görülür:

Şekil değişmezliği: Nesnelerin değişik durumlarda farklı şekillerde görünmesine rağmen biz onları bildiğimiz şekliyle algılarız.

Büyüklük değişmezliği: Nesneler bizden uzaklaştıkça gözümüze düşen imgesi küçülür. Fakat biz onları normal büyüklüklerinde algılarız.

Renk değişmezliği: Nesnelerin rengi, içinde bulunduğu mekânın ışıklandırılmasına göre farklı görünebilir. Fakat biz onları tanıdığımız rengiyle algılarız.

Algıda değişmezlik

Derinlik algısı

Nesnelerin gözlemciye göre olan uzaklığına ilişkin algıdır. Gerçekte üç boyutlu olan varlıklar, gözün ağ tabakasına iki boyutlu düşer. Ancak yine üç boyutlu algılanır. Bunun sebebi zihnimizin görme ile ilgili birtakım ipuçlarından yararlanmasıdır. Işığın geliş yönüne bağlı olarak gölgeler birer derinlik algısı yaratır.

Havanın açık ve sisli olmasına göre nesneler, yakın ve uzak görünür. Puslu havalarda cisimler, uzak; açık havalarda da yakın görünür. Yüksek olan nesneler, kendilerinden alçak olanlara göre daha uzakta imiş gibi görünür. Tren raylarının giderek daralıyormuş gibi görülmesi, derinlik algısına bir örnektir.

Derinlik algısı

Algıda seçicilik (dikkat)

Organizma dış dünyadan birçok uyarıcıyla karşılaşır. Aynı nesne ve olaylar değişik kişiler tarafından farklı şekilde algılanabilir. Bu farklı algılamada önceki öğrenmelerin, dikkatin, dürtü ve güdülenmenin rolü vardır.

Uyaranlardan bazılarının seçilip bazılarının ise görmezlikten, duymazlıktan gelinmesine algıda seçicilik denir (ders dinlerken dışarıdan birçok uyarıcı gelmesine rağmen sadece öğretmenin sesini algılamamız gibi). Aşağıdaki resme hemen önünden bakarsanız, kızgın yüzün solda; sakin yüzün sağda olduğunu görürsünüz. Ancak birkaç metre uzaklaşıp baktığınızda ise durumun tamamen farklı olduğu anlaşılır.

Algıda seçicilik

Genellikle algıda seçicilik ile dikkat birbirine karıştırılır. İki durum birbiriyle ilişkilidir ancak aynı değildir. Dikkat, bir olayın tümü ya da bir bölümü üzerinde zihin gücünün toplanması durumudur. Çevremizden çok sayıda gelen uyarıcıdan belli bir kısmına algılarımızı yöneltmemizdir. Dikkat, oluşumundaki etmenlere göre ikiye ayrılır:

Seçici dikkat: Bireyin kendi iradesi ile belli bir olay ve nesneye yönelerek dikkatini onun üzerine yoğunlaştırmasıdır. Örneğin, ders çalışan öğrencinin dikkati seçici dikkattir. Bireyin arzu, istek ve ihtiyaçları, seçici dikkat üzerinde önemli rol oynar.

Çekilen dikkat: Uyarıcıların renk, ses, şiddet, büyüklük, zıtlık, tekrar, hareket gibi fiziksel özelliklerinden dolayı oluşan dikkate denir. Örneğin, öğrencinin okulda, okul forma renkleri dışında farklı bir renk hırka giymesi veya ağlayan bir bebek sesi duyulunca oraya çevrilen dikkat gibi.

Dikkat çeşitleri

Dikkat toplaşımı (konsantrasyon): Dikkatin belirli bir çaba sonucu tek bir nokta üzerinde toplanmasıdır.

Dikkat kayması: Dikkatin bir uyarıcıdan başka bir uyarıcıya geçmesidir.

Dikkatsizlik: Dikkatin kesik ve oynak oluşudur. Zihnin belli bir konu üzerinde sürekli olarak toplanmamasıdır.

Dalgınlık: Dikkatin sadece belli bir konuya fazlasıyla verilmesi, ilginin dışındaki konulara dikkat edilmemesidir.

Dikkati etkileyen etmenler

Organizmayı etkileyen uyarıcılardan hangisine dikkat edeceğimizi belirleyen iki ana faktör vardır:

Dış etmenler

Algılanan uyarıcıdan kaynaklanan ve uyarıcıda bulunan bazı özellikler;

  • Uyarıcının kuvvet ve hacmi,
  • Aşırı zıtlıklar,
  • Hareket eden uyarıcılar,
  • Yenilik ve tanışıklık,
  • Alışılmışın dışındaki uyarıcılar,
  • Tekrarlardır.

İç etmenler

Kişisel özelliklerimiz dikkatimizi topladığımız alan üzerinde etkilidir. Kişiden kişiye değişiklik gösterir.

  • İlgi,
  • Meslek,
  • İhtiyaçlar,
  • Beklentiler,
  • Geçmiş yaşantı ve deneyimlerden etkilenir.

Şekil-zemin ilişkileri

Bu eğilim, nesnelerin fondan çıkıyormuş gibi görünmelerine neden olur. Figür, bir nesne izlenimi verir, bir biçimi vardır ve fondan daha belirgin görünür. Örneğin, aynı gri bölüm, koyu fon üzerinde daha beyaz; açık fon üzerinde daha siyah görünür

Şekil-zemin ilişkisi

Algı yanılmaları

Algı yanılmaları fiziksel nesne ve olaylar yanında, sosyal durumlar ve insan davranışları ile ilgilidir.

İllüzyon

Var olan bir uyarıcının yanlış algılanmasıdır. İllüzyon fiziki ve psikolojik olmak üzere ikiye ayrılır. Bir yanılgı herkeste aynı biçimde görülüyorsa bu illüzyon, fiziki illüzyondur.

Psikolojik illüzyon bireylere göre değişebilir. Örneğin bir bardak su içindeki kaşığın kırık olarak algılanması fiziki illüzyona; yerdeki bir dal parçasının yılan olarak algılanması ise psikolojik illüzyona örnektir. İllüzyonda mutlaka bir dış uyarıcı vardır.

Algı yanılmalarına (illüzyon) örnekler

  • Resimde yaşlı bir çift mi yoksa gitar çalan bir adam ve onu dinleyen bir bayan mı görüyorsunuz?
  • Resimdeki çubuk sayısı sizce kaç tanedir?
  • Resimde uçan kuşları mı yoksa bir bayan portesi mi görüyorsunuz?
  • Resme odaklanınca kareler yamukmuş gibi duruyor. Oysaki bu durum, küçük karelerin dizilişinden dolayıdır. Bu sadece bir göz yanılmasıdır.

Halüsinasyon

Dışarıdan herhangi bir uyarıcı olmadığı hâlde uyarıcı varmış gibi algılama olayına halüsinasyon denir. İllüzyon bütün bireylerde görülebilir. Halüsinasyon ise genellikle ateşli hastalık geçirenlerde, akıl hastalarında, alkoliklerde ve uyuşturucu bağımlılarında görülür (gaipten ses duyduğunu, devamlı takip edildiğini, burnuna koku geldiğini, bulutların üzerinde uçtuğunu iddia etmek gibi). Bunlar halüsinasyonlara birer örnektir. Halüsinasyonlar, hayal ürünüdür. Çünkü algıyı meydana getirecek hiçbir uyarıcı yoktur.

İlgili konular...

2 Responses

  1. Duygu dedi ki:

    Karıştırdığım bir konuyu daha da iyi anladım. Faydalı bir site olmuş,kolay gelsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir