Zeka Türleri Nelerdir?

Geleneksel zeka kuramcıları zekayı tekil, sabit, sayısal ve gerçek yaşamdan soyutlanarak ölçülebilen bir yapı olarak ele alır. İnsanların var olan yeteneklerini ve potansiyellerini saptamayı amaçlar. Çağdaş zeka kuramcılarına göre ise zeka, çoğul ve geliştirilebilir bir niteliğe sahiptir.

Bu donem kuramcılarının amacı, zekayı gerçek yaşamdan soyutlamadan ölçmek ve bu sayede bireyin gizil güçlerini ve başarılı olma potansiyelini saptamaktır.

Tek etmen kuramına göre zeka, genel bir yetenektir. Herhangi bir alanda başarılı olan biri diğer alanlarda da başarılı olabilir. Yirminci yüzyılın başlarında yaşamış olan İngiliz Psikolog Charles Spearman’a (Carls Spirmın) göre zeka, genel bir yetenek ile bu yeteneğe bağlı olan özel yeteneklerden oluşur. Spearman, bir alanda başarılı olan bir kişinin diğer alanlarda da genel olarak başarılı olduğunu kabul eder.

Yaptığı analizler sonucunda tüm zihinsel etkinliklerde ortak olan genel bir zihin enerjisi olduğunu saptayan ve buna “g faktörü” yani genel zeka adını veren Spearman, insan zekasını ölçmenin “g” faktörünü ölçmek anlamına geldiğini öne sürer.

Yani ona göre “g” faktörü zekadır. Zekanın “g” gibi tek bir faktör ile açıklanmasını yetersiz bulan farklı kuramlar vardır. Bu kuramların başında Thorndike’in çoklu etmen kuramı gelir.

Edward L. Thorndike zekanın “g” gibi tek bir faktörle ifade edilemeyeceğini, birbirinden bağımsız birçok zihinsel faktörün var olduğunu savunur. Thorndike zekayı soyut zeka, sosyal zeka ve mekanik zeka olmak üzere üçe ayırır.

Soyut zekâ

Sayı ve kelime cinsinden sembolleri anlama ve kullanma yeteneğidir. Matematiksel ilişkileri kurmak soyut zekanın işidir. Yazarlar, şairler, besteciler soyut zekayı kullanırlar.

Sosyal zekâ

İnsanları anlama ve onlarla başarılı ilişkiler kurabilme yeteneğidir.

Mekanik zekâ

Çeşitli araç-gereç ve makineleri yapma, kullanma yeteneğidir. Mühendisler, tamirciler ve iş makinelerini kullanan operatörler vb. mekanik zekayı kullanırlar.

Howard Gardner (Havırd Gardnır) geleneksel zeka kuramlarından farklı olarak insan zekasının objektif olarak ölçülebileceği tezini eleştirir ve zekanın tek bir faktörle açıklanamayacak kadar çok sayıda yeteneği barındırdığını savunur.

Gardner kaza ya da hastalık sonucu beyninin bir bolumu hasar görmüş insanları incelediğinde, büyük ölçüde birbirinden bağımsız çalışan ayrı ayrı yetenekler gözlemlemiştir.

Ona göre birbirinden bağımsız ve her biri beyindeki ayrı bir sistem tarafından kendi kurallarına göre işleyen 9 zeka çeşidi vardır. Bu dokuz zeka çeşidi; sözel-dilsel zeka, mantıksal-matematiksel zeka, görsel-mekansal zeka, bedensel-kinestetik zeka, müzik-ritim zekası, kişiler arası-sosyal zeka, içsel zeka, doğa bilimci zeka ve varoluşçu-felsefi zekadır.

Spearman’ın iki etmen kuramı

Sözel-dilsel zekâ

Dilin etkili bir şekilde kullanılmasını sağlayan dil becerileriyle ilgili olan zeka türüdür. Sözel-dilsel zekası baskın olan insanların ikna kabiliyetleri yüksektir, sözlü ve yazılı sunum yetenekleri gelişmiştir.

Mantıksal-matematiksel zekâ

Sayı ve sembolleri etkin kullanarak soyut problemleri çözebilme, kavramlar, düşünceler ve fikirler arası karmaşık ilişkileri algılayabilme ve mantık yürütebilme becerisidir.

Görsel-mekânsal zekâ

Görülenleri hafızaya alma, resimlerle ve şekillerle düşünebilme, boyutlandırma ve görsel tasarımlar kurgulama becerisidir.

Bedensel-kinestetik zekâ

Kişinin zihin ve beden uyumunun fiziksel performansla birleşerek belli bir amaca yönelik faaliyette bulunması becerisine dayanır. Kinestetik zekası gelişmiş olan kişiler düşündüklerini, harekete dönüştürme konusunda iyidir.

Müzik-ritim zekâsı

İnsanın sesleri yorumlaması, bir araya getirmesi, işlemesi ve doğadaki seslere duyarlılığının yüksek olması gibi becerileri kapsar.

Kişiler arası-sosyal zekâ

Başka insanların duyguları, inançları ve niyetlerini anlama ve bunlar arasında ayrım yapabilme yeteneğidir. Bu yeteneğe sahip olanlar insanlarla kolaylıkla iletişim kurabilir, insanları yönetebilir, onlarla uyumlu çalışabilir ve insanları ikna edebilir

İçsel zekâ

Kişisel istek ve hayaller doğrultusunda duyguları, düşünceleri yönlendirebilme becerisidir. Bu zekaya sahip kişiler, potansiyellerinin farkındadırlar.

Doğa bilimci zekâ

Doğayı ve doğadaki canlıları inceleyip çıkarımlar elde etmek ve bu çıkarımları yorumlamakla ilgili becerileri kapsar. Kimyager, arkeolog, veteriner ve biyologların bu becerileri gelişmiştir.

Varoluşçu-felsefi zekâ 

Yaşamın anlamı, başlangıcı, sonu gibi insanın varoluşu hakkında derin sorular sorma ve sorgulama becerisidir. Kişi yaşam, olum, sonsuzluk, evren, kader gibi konuları sorgulayarak verdiği cevaplara göre yaşama karşı bir tavır geliştirir.

Her bireyde bu zeka türlerinden en az bir tanesi baskın olarak görülür. Baskın olan zeka türüne uygun öğrenme ortamlarının hazırlanması bireylerin güçlü yönlerinin gelişmesini sağlar. Örneğin bedensel-kinestetik zekası baskın olan bir çocuğa uzun sure hareketsiz kalacağı öğrenme görevleri verilmez.

Çocuğun dokunarak, hareket ederek yaptığı öğrenme görevleri ile zaten baskın olan zihin-beden uyumu geliştirilir. Bedensel-kinestetik zekası baskın olan bireylerin başarı alanları sadece sportif faaliyetlerle sınırlanmaz. Örneğin bir cerrahın ameliyat yaparken ince motor kaslarını çok iyi kontrol edebilme becerisi de bu zeka türü ile ilgilidir.

Gardner’ın kişiler arası-sosyal zeka türü duygusal zeka kavramının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Duygusal zeka; kendi duygularını tanıma ve yönetebilme, başkalarının duygularını anlama, sosyal yaşamda başarılı olma becerisi olarak ifade edilebilir.

Bu konuda yapılan araştırmalara göre duygusal zeka, öğrenme yoluyla geliştirilebilir. Uzmanlara göre başarılı olmak sadece iyi bir kariyere sahip olmak ile sınırlı değildir. Bireyin; kendisini iyi hissetmesi, yaşama olumlu bakması, insanlarla etkili iletişim kurabilmesi de başarıdır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.