Bilişsel Öğrenme Nedir? Psikolojide Bilişsel Öğrenme

Öğrenmelerin tümü, davranışçı psikologların ileri sürdüğü gibi U-T (uyarıcı-tepki) davranışları biçiminde yani mekanik değildir. Çoğu öğrenmelerde zihinsel etmenlerin rolü büyüktür.

Örneğin, sağlıklı beslenme ile ilgili bilimsel bir makale okumuşsak bu yazıdan öğrendiğimiz bilgilerin klasik ya da edimsel koşullanmayla ilişkisi yoktur.

Biliş

İnsanın dünyayı tanıma, anlama ve öğrenmeye yönelik gösterdiği tüm zihinsel etkinliklerdir. Bu öğrenme türünde dıştan alınan uyarıcılar algılanır, önceki bilgilerle karşılaştırılır ve yeni bilgiler oluşturulur. Oluşturulan yeni bilgiler belleğe depolanır.

Bu sırada eski bilgiler de yeni anlamlar ve bağlar kazanır. Bilişsel kuram; öğrenmeyi, öncelikle zekâ ile ilgili bir kavrama süreci olarak görür. En karmaşık ve en üst düzeydeki öğrenmedir Örneğin, fizik, kimya, matematik derslerinde öğrenilen bilgiler bu şekilde öğrenilir. Yer öğrenmesi ve sezgisel öğrenme bilişsel öğrenmeye dayalıdır.

1- Yer öğrenme

Organizmanın çevredeki nesnelerin mekân içindeki yerleriyle ilgili bilişsel harita (önünde, kuzeyinde, solunda gibi) oluşturmasına yer Öğrenme denir. Yer öğrenmede mekânla ilgili ipuçlarından yararlanılır. Bu ipuçları nesnelerin birbirlerine göre konumunu kavramada etkili olmaktadır. Örneğin, şehrin hiç bilmediğimiz bir semtinde oturan arkadaşınızın evine ilk kez gideceğinizde arkadaşınızın telefonla tarifi üzerine evi kolayca bulmamız zihnimizde oluşan bilişsel harita sayesindedir.

Zihnimizdeki navigasyon bilişsel haritadır.

Zihnimizdeki navigasyon bilişsel haritadır.

2- Sezgisel Öğrenme (Kavrayış Yoluyla Öğrenme)

Çözülmesi gereken problemin kavramları, elemanları arasındaki ilişkinin farkına birdenbire varılarak öğrenmenin gerçekleşmesidir. Aniden kavrama durumunun söz konusu olduğu bu öğrenmede organizmanın akıl yürütme gücü ve öngörüsü önemli rol oynar.

Örneğin, bir öğrencinin geometri problemini, polisin cinayeti aniden çözmesi, Arşimet’in suyun kaldırma kuvvetini bulması gibi. Bu öğrenmede birey daha önce çalışmış, zihnini yormuş, çeşitli yollar denemiş ancak bir türlü başarılı olamamıştır. Bunun üzerine belli bir zaman çalışmalarını askıya almışken, birden çözüm yolunu bulmuştur.

Bu öğrenme ile ilgili ilk sistematik çalışmaları Gestalt psikologlarından W. Köhler (1887-1967) yapmıştır. Köhler’in yaptığı deneyde aç şempanze bir kafese kapatılır, hayvanın ulaşamayacağı bir yere de muz asılır. Muza ulaşmak için zıplayan şempanze başarılı olamaz. Bir süre sonra dikkatini kafesin bir köşesinde duran tahta sandık ve çubuklar çeker. Hemen sandığı sürükleyerek üzerine çıkar, çubuklarla muza ulaşmayı başarır. Burada problemin çözümü, sandıklarla muz arasındaki sezgisel bağıntının kurulmasıyla olmaktadır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.