Kişilik ve Gelişim Dönemleri

Bireyleri birbirlerinden ayıran farklı özelliklerin bir araya gelmesi ile kişilik oluşur.

Kişilik karmaşık bir bütündür. Kişiliğin oluşumuna kalıtım, fizyolojik etmenler, bilinçaltı ve sosyokültürel çevre etki eder.

Kişilik Gelişimi ve Örgütlenmesinin Çeşitli Kuramlara Göre Açıklanması

Kişilik karmaşık bir olgudur. Kişilik oluşumu ve gelişimi ile ilgili yapılan araştırmalar sonucu birçok kuram geliştirilmiştir.

Temel Eğilim Kuramları

İnsan davranışları; hız, azim, uyumluluk, duygusallık gibi özelliklere yatkındır. Bu kuramı savunanlara göre bireyin doğuştan getirdiği fiziksel yapısı ile kişiliği arasında sıkı bir bağ vardır. Kalıtım ile doğuştan getirilen eğilim ve özellikler birbirini tamamlar.

Bazı araştırmacılar, beden yapılarına göre kişilik tipleri belirlemişlerdir. Sheldon, (şeldon) beden özelliklerine göre bireyleri endomorfi, mezomorfi ve ektomorfi olarak üçe ayırır.

  • Endomorfi: Şişman ve kısa beden yapısı içinde rahatı, zevki, yemeyi ve sosyal ilişkileri seven insan tipidir.
  • Mezomorfi: Kemik ve kasları gelişmiş beden yapısı içinde hareketlilik, enerjik olma ve atılganlık özelliği gösteren insan tipidir
  • Ektomorfi: Narin ince, uzun beden yapısı içinde utangaç, içe dönük, sakin, duygusal insan tipidir.

Günümüzde ise fiziksel yapı ile kişilik yapısı arasında bağ kurma kabul görmemektedir.

Psikodinamik Kuramlar

Sigmund Freud psikodinamik kuramın kurucusudur. Freud’a göre, kişilik id, (alt benlik) ego (benlik) ve süper egodan (üst benlik) oluşur. Her sistemin kendine göre işleyişi vardır.

İd: Kişiliğin ilkel yanıdır ve haz ilkesine göre çalışır. Doğuştan getirilen güdüler, dürtüler, istekler bu sistemde yer alır. Acıkan, susayan, saldırmak isteyen iddir. İd mantık dışı hareket eder ve bu isteklerinin hemen karşılanmasını ister.

İd isteklerinin ertelenmesine tahammül edemez. Yaşamın ilk yıllarında tamamen idin isteklerine göre hareket eden çocuk çevresiyle olan etkileşimi arttıkça idden gelen isteklerini ertelemeyi öğrenmeye başlar.

Ego: Kişiliğin mantıklı yanıdır ve gerçeklik ilkesine göre hareket eder. Ego, id ile süper ego arasında dengeyi sağlayan sistemdir. İdden gelen isteklerin uygun bir biçimde karşılanmasını sağlar.

Freud’a göre kişiliğin sağlıklı olması egonun denge işlevini yerine getirebilmesine bağlıdır. Ego denge işlevini yitirdiğinde, psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Süper ego: Süper ego ise çocuğun anne babasından, yakın çevresinden ve toplumdan öğrendiği kurallara, gelenek ve göreneklere göre şekillenir. Kişiliğin toplumsal yanını oluşturur. Süper ego ahlak ilkesinden yola çıkarak katı ahlak ilkeleri çerçevesinde kararlarını verir.

Bu bağlamda da çoğunlukla idden gelen isteklere karşı çıkarak onları bilinçaltına atar. Bu durum davranışlarımızı etkiler. Bilinçaltı, davranışlarımızın şekillenmesinde ve kişiliğimizin gelişiminde önemli faktördür.

Mutluluk, üzüntü, şaşırma, öfke gibi duyguların farklı toplumlarda aynı mimik ve jestlerle yansıtılması duyguların doğuştan gelen bir yönünün olduğunu gösterir.

Öğrenme Kuramları

Davranışçı yaklaşım içindeki psikologlar bu kuramı savunur. Bu kurama göre kişilik, yaşanmış tecrübeler, öğrenilmiş davranışlar ve davranışların pekiştirilmesi sonucunda oluşur. Toplum içinde insan davranışları, ödüllendirme ya da cezalandırma yolu ile pekiştirilir. Pekişen davranış sürekli hale gelirse kişilik özelliği oluşur.

Skinner’e göre kişilik, koşullandırma yolu ile öğrenme sonucunda oluşur. Korkularımız, zevklerimiz, insanlarla ilişkimiz, iyi ve kötü alışkanlıklarımızı bu yolla kazanırız.

Albert Bandura, kişiliğin oluşmasında koşullanmaya ek olarak başkalarının davranışlarını gözleyerek öğrenmeyi vurgular. Bireyin içinde yaşadığı toplumsal çevre ve örnek aldığı insanlar kişilik oluşumunda çok etkilidir.

Julian Rotter, ise kişiliği beklenti-değer kuramı ile açıklar. Sonucu, birey için bir değer taşıyorsa o davranışı sürekli hale gelir. Sonuç bir değer taşımıyorsa birey, davranışı tekrarlamaz.

Hümanistik ve Varoluşçu Kuramlar

Kişi ve kişiliği iyimser bir tavırla ele alan bu kuramın savunucularından biri Carl Rogers’tır. Bu kuramda, her insanın doğuştan iyi olduğu ilkesini savunurlar. Kişiliğin oluşumunda ‘benlik bilinci’ ön plana çıkartılır. Kişilik, bireyin kendini yönlendirmesi ve benlik bilinci sonucu meydana gelir.

Benlik bilinci, o bireyin kendini nasıl gördüğü yani kendisi ile ilgili düşünce ve kanaatleridir. Benlik bilincinin gelişmesi, koşulsuz sevgi ortamında yetişerek oluşur. Kişiliği tüm yönleriyle açıklayabilmek için kişiliğin oluşmasına neden olan etmenleri bilmek gerekir.

Kalıtım: İnsanlar arasında doğumdan kısa bir süre sonra, duygu ve davranış düzeyinde farklılıklar görülür. Kişiliğin bir yönü olan mizaç kalıtımla doğuştan kazanılır.

Fizyolojik etmenler: Bu etmenler, iç salgı bezleri, hormonlar ve otonom sinir sistemidir. İç salgı bezlerinin azlığı ya da yokluğu organizmanın işleyişini bozar. Bu durum organizma ve kişiliği etkiler.

Bilinçaltı etmenler: Her insanın kendine has arzuları, inançları, duygu ve düşünceleri vardır. Bu duyguların mantıklı ve toplumsal değerlere uygun olmayanları bilinçaltına atılır. Bilinçaltındaki arzular, duygu ve düşünceler, inançlar davranışlarımızı ve kişilik gelişimimizi olumsuz etkiler.

Sosyal ve kültürel etkenler: Kişilik özellikleri, bireyin içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevrenin etkileşimidir. Birey; bu özellikleri, toplumla yaşarken öğrenir, toplum içindeki ahlak kurallarını, inançları, örf ve adetleri öğrenip bunlara uygun davranır. Bu durum bireyde davranış kalıpları oluşturur.

Davranış kalıpları devamlı hale gelince kişilik oluşur. Kişilik; biyolojik, fizyolojik ve sosyal etmenlerin bireyi uzun süre etkilemesi sonucu oluşur.

İlgili konular...