Öğrenme Türleri Nelerdir?

Koşullanma Yoluyla Öğrenme

Organizmanın başlangıçta tepkide bulunmadığı bir uyarıcıya tepki göstermeyi öğrenmesine koşullanma yoluyla öğrenme denir. Bu öğrenme türü klasik ve edimsel olmak üzere ikiye ayrılır.

Bugün tutumların ve on yargıların değiştirilmesinde, davranış terapilerinde, fobilerin tedavisinde, batıl inançların önlenmesinde klasik ve edimsel koşullanmadan büyük ölçüde yararlanılmaktadır.

Klasik Koşullanma Yoluyla Öğrenme

Organizmanın; doğal bir uyarıcıya karşı gösterdiği doğal tepkiyi, daha önce tepki vermediği yapay bir uyarıcıya da göstermesidir. Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeyi ilk kez fizyolog ve psikolog olan Ivan Pavlov ele aldı. Pavlov kopekler üzerinde koşullanma deneyleri yaptı.

Kopek et görünce doğal olarak salya salgılar. Pavlov yaptığı deneyde kopeğe et vermeden önce zil çaldı, hemen arkasından et verdi ve birçok tekrardan sonra kopeğin zil sesini duyar duymaz salya tepkisi verdiğini gözlemledi.

Koşullanmayla gerçekleşen öğrenme sonucunda kopek, zil sesi duyunca salya salgılamayı öğrenmiş oldu.

Klasik koşullanma ile ilgili kavram ve prensipler aşağıda belirtilmiştir.

Doğal (koşulsuz) uyarıcı, organizmada doğal olarak tepki oluşturan uyarıcıdır (et).

Doğal (koşulsuz) tepki, doğal uyarıcıya karşı gösterilen tepkidir (ete gösterilen salya tepkisi).

Koşullu uyarıcı, koşullanma sonucu doğal uyarıcının yerini alan yapay uyarıcıdır (zil sesi).

Koşullu tepki, öğrenmeye dayalı tepkidir ( zil sesine gösterilen salya tepkisi).

Genelleme, bir uyarıcıya gösterilen tepkinin benzer uyarıcılara da gösterilmesidir. Örneğin sokak kedisi tarafından tırmalanan çocuğun bütün kedilerden korkması durumudur.

Ayırt etme, uyarıcı genellemesinin sona ermesi ve organizmanın benzer uyarıcılar arasından sadece tek bir uyarıcıya tepki vermeye başlamasıdır. Örneğin sokak kedisi tarafından tırmalanan çocuk bir sure sonra ev kedilerinden korkmaz.

Sönme, belli bir sure pekiştirilmeyen davranışın görülme sıklığının azalması ve giderek yok olmasıdır. Örneğin zil sesinden sonra kopeğe bir sure et verilmediğinde kopek zil sesine daha az salya tepkisi gösterir ve tepki giderek yok olur.

Kendiliğinden geri gelme, sonen bir davranışın ara sıra tekrar ortaya çıkması durumudur. Örneğin kopeğin sonen salya tepkisi ara sıra tekrar ortaya çıkar.

Yakınlık (bitişiklik), öğrenme için koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının bitişik verilmesi gerekir. Örneğin kopeğe önce zil sesi dinletilir, hemen arkasından hiç zaman geçirmeden et verilir.

Edimsel Koşullanma Yoluyla Öğrenme

Organizmayı ödüle götüren veya cezadan kurtaran bir davranışın organizmada kalıcı hale gelmesidir. Edimsel davranış, belirli bir uyarıcıya verilen tepki değil kendiliğinden ortaya çıkan bir davranıştır. Edimsel koşullanmada olumlu sonuç veren bir davranışın tekrarlanma olasılığını artırmak söz konusudur. Bunun için belli bir davranışın pekiştirilmesi gerekir.

B.F. Skinner (Sıkinır) yaptığı deneyde aç bir fareyi kutunun içine bırakır. Fare kutunun içinde gelişi güzel dolaşırken kutuda özel amaçla hazırlanmış pedala dokunur. Pedala dokunduğunda alttaki kaba yiyecek düşer.

Bu durum fare için bir ödüldür. Fare, kafesi kurcalarken pedala dokunup yiyeceğe ulaştığı her denemesinde yiyecekle pedal arasında daha fazla bağ kurar ve bir sure sonra edimsel koşullanma gerçekleşir. Fare her acıktığında pedala basarak yiyeceğe ulaşmayı artık öğrenmiştir.

Skinner bir davranışın koşullanması için şekillendirme denilen bir yöntemden faydalanır. Örneğin bir çember içinden geçirilmek istenen aslana önce alçak bir çemberden geçme denemeleri yaptırılır. Çemberden her geçtiğinde aslana et verilir. Sonra çember her seferinde biraz daha yükseltilerek davranış pekiştirilmeye devam edilir.

Böylece istenilen yükseklikteki çemberden geçme davranışı adım adım şekillendirilmiş olur. Edimsel koşullanmaya göre öğrenme sürecinde öğrenilecek materyalle ilgili adımlar küçük olmalıdır ve daha önce öğrenilenler üzerine kurulmalıdır. Özellikle öğrenmenin ilk safhalarında öğrenme düzenli olarak ödüllendirilmeli ve tüm aşamalarında da pekiştireçlerle şekillendirilmelidir. Pekiştireçler doğru davranışı takiben hemen verilmelidir.

Edimsel koşullanma ile ilgili kavram ve prensipler aşağıda belirtilmiştir.

Pekiştireç, bir davranışın tekrarlanma olasılığını artıran uyarıcılardır.

Olumlu pekiştireç; organizma tarafından istenilen, verildiğinde davranışın ortaya çıkma sıklığını artıran uyarıcıdır.

Kedi için ciğer, çocuk için şeker, bir yetişkin için takdir edilme olumlu pekiştireçtir. Olumlu pekiştireç ile ödül aynı anlama gelir.

Olumsuz pekiştireç; organizmayı rahatsız eden, istenilmeyen ve ortadan kaldırıldığı zaman davranışın görülme sıklığını artıran uyarıcıdır. İstenilen davranış yapıldığında olumsuz uyarıcı ortadan kaldırılır, böylece davranış pekiştirilmiş olur. Pedala bastığında elektrik şokunun bittiğini anlayan fare pedala basmayı daha çabuk öğrenir.

Olumsuz pekiştirmede kişiyi rahatsız eden, istenilmeyen durum ortamdan çıkarılırken cezada bu olumsuz durum ortama konulur. Ceza sadece olumsuz davranışı durdurur, olumsuz pekiştirme ise olumlu davranışın tekrar edilme sıklığını artırır.

Sistematik duyarsızlaştırma, herhangi bir uyarıcı ile korku veya kaygı tepkisi arasındaki çağrışım bağını kademeli olarak çözerek korku tepkisini söndürmektir. Sistematik duyarsızlaştırmada yükseklik korkusu olan kişiden, aşama aşama artan bir yüksekliğe çıkması ve aşağı bakması istenir. Yapılan bu uygulama ile duyarsızlaştırılan kişinin yükseklik korkusundan kurtulması sağlanır.

Öğrenme Türleri

Bilişsel Öğrenme

Bilişsel kuramcılara göre öğrenme, dünyayı anlama ve algılama girişimidir. Öğrenme uyarıcılara verilen basit bir tepki değildir. Bilişsel öğrenmenin temelinde bireyin düşünmesi, hatırlaması, yeni bilgileri zihninde depolaması ve eski bilgilerle bağlar kurması yatar. İnsan öğrenmelerinin çoğunda bilişsel öğrenme on plandadır. Çeşitli bilişsel öğrenme modelleri vardır.

Kavrayış (İçgörü) Yoluyla Öğrenme

Kavrayış yoluyla öğrenmede başlangıçta problemin çözümünde hiçbir ilerleme görülmez, sonrasında problemin çözümü birdenbire zihinde oluşur. Olaylar arasındaki bağ bir anda kurulur. Archimedes’in (Arşimet) hamam tasını suyun üstünde yüzerken görüp bir anda “evreka evreka” (buldum buldum) diye bağırması kavrayış yoluyla öğrenmeye örnek gösterilebilir.

Archimedes, problemin çözümünü (suyun kaldırma kuvvetini) ani bir kavrayışla keşfetmiştir. Bu kavrayışın gerçekleşmesi için konuyla ilgili önceden edinilmiş bilgilerin var olması gerektiği unutulmamalıdır.

Farkına Varmadan (Gizil) Öğrenme

Farkına varmadan öğrenmede organizma çevresinde olup biten olayları, durumları farkında olmadan depolar. Sürekli duyulan bir şarkı ya da şiir özel bir caba sarf edilmeden ezberlenir. Turistik bir gezi amacıyla gidilen bir şehirde sokak isimlerinin yerleri farkında olmadan öğrenilir.

Edward Tolman (Edvırt Tolmın), yaptığı deneyde birinci gruptaki farelere on gün boyunca labirentten çabuk çıkma alıştırmaları yaptırır ve fareleri zaman zaman ödüllendirir. İkinci gruptaki farelere ise ödül vermez ve alıştırma yaptırmaz.

Bu on günlük surede fareler labirentte serbestçe dolaşır. On gün sonunda yiyecekle alıştırma yaptırılan fareler, diğer gruptaki farelerle aynı labirente koyulur. Her iki grubun da aynı surede labirentin sonundaki yiyeceğe ulaştığı gözlenir.

Tolman’a göre farelerin asıl öğrendiği labirentin bilişsel şemasıdır. Bu gizil öğrenmedir. Pekiştireç (yiyecek) verilince gizil öğrenme davranışa dönüşmüştür. Farkına varmadan öğrenmede ödül veya ceza gibi bir pekiştireç olmadan da öğrenme gerçekleşebilir. Ödül ve cezanın rolü, gizil olarak öğrenilen şeyin sadece ortaya çıkmasını sağlamaktır.

Psikomotor Öğrenme

Psikomotor öğrenmede önemli olan bir eylemin, becerinin en doğru ve en iyi şekilde yapılmasıdır. Herhangi bir psikomotor becerinin kazanılması için organizmanın önce gerekli olgunluğa ulaşması gerekir. Örneğin üç yaşındaki bir çocuğa iki tekerlekli bisiklette dengede durmayı öğretemezsiniz.

Bir psikomotor becerinin kazanılması için birçok alıştırma yapılır. Bu aşamada bilişsel süreçler devreye girer ve hangi hareketlerin işe yaradığı zihinsel olarak fark edilir. En son aşamada motor öğrenme gerçekleşir ve artık öğrenilen şey klavyeye hiç bakmadan on parmakla yazı yazmak örneğinde olduğu gibi otomatik hale gelir. Araba kullanmak, yüzmek, iyi basketbol oynamak da bu öğrenmeye örnektir.

Deneme Yanılma Yoluyla Öğrenme

Bu öğrenme türünde bir problemle karşılaşan organizma çeşitli davranışlarda ve tepkilerde bulunur. Süreç içinde işine yarayan davranışları tekrar eder, işine yaramayanları ise terk eder. Tekrar sayısı arttıkça hata miktarı azalır, hata miktarı azaldıkça da öğrenme düzeyi artar.

Kafese kapatılan aç kedi dışarıdaki peynire ulaşmak için, kafesi kurcalayıp tırmalar. Bu sırada tesadüfen kafesin kapısının açılması için hazırlanmış düzeneğe dokunur. Kapı açılır yiyeceğe ulaşıp karnını doyuran kedi tekrar kafese kapatılır. Birkaç deneme yanılmadan sonra artık yemeğe ulaşmak için gereken doğru davranışı öğrenmiştir. Acıktığı zaman doğrudan gidip düğmeye basar, kapıyı açar ve karnını doyurur

Model Alarak Öğrenme

Davranışların çoğu toplumsal bir cevrede biçimlenir. Çocuklar ve gençler kendilerinden önceki kuşakları model alırlar. Anne, baba, öğretmenler, toplumca beğenilen sporcu ve sanatçılar, bilim insanları vb. model olarak alınır. Olumlu davranışlar model alındığı gibi olumsuz davranışlar da model alınabilir.

Albert Bandura’ya (Albırt Bandura) göre model alarak öğrenme, bir kişinin diğer kişilerin etkinliklerini sadece basit olarak taklit etmesi değildir. Model alarak öğrenmede bilişsel süreçler de önemlidir. Birey çevresini gözlemler, bu gözlemlerinden sonuçlar çıkarır ve model alacağı kişiyi ya da davranışı seçer.

Albert Bandura öğrenme esnasında dört sürecin işlediğini söyler. Bu süreçler dikkat, hafıza, davranışı meydana getirme ve güdülenmedir. Gözlem yoluyla öğrenmenin birinci aşaması modele dikkat etmektir. Birey, model alacağı etkinliklere dikkat edip etkinlikleri doğru bir biçimde algılamazsa gözlem yoluyla öğrenme meydana gelmez.

Gözlem yoluyla öğrenilen bilgiden yararlanabilmek için gözlemcinin, modelin davranışlarını hatırlaması gerekir. Gözleyen kişi bilgiyi depolayıp gerektiğinde geri çağırabilmelidir. Davranışı meydana getirme süreci ise öğrenilenlerin performansa dönüştürülmesidir.

İnsanlar, yeni davranışları ya da becerileri gözlem yoluyla kazanabilirler ancak kazandıkları bu davranışları ya da becerileri ihtiyaç olarak görmedikleri ve güdülenmedikleri için hemen sergilemeyebilirler. Örneğin babasından kötü bir söz duyup bunu öğrenen çocuk bunu hiç beklenmeyen bir anda topluluk içinde söyleyebilir.

Gözlem yoluyla öğrenme her zaman taklit unsurunu içermek zorunda değildir. Örneğin futbol kursuna giden arkadaşının çok yorulduğunu gören genç, bu kursa gitmekten vazgeçer. Burada çocuk, gözlem yoluyla öğrenmiştir ancak modeli taklit etmemiştir.

Model alma ile ilgili kavram ve prensipler aşağıda belirtilmiştir.

Dolaylı Pekiştirme; Araştırma sonuçları davranışı pekiştirilen modeli izleyen bireylerin, modelin davranışını daha fazla taklit ettiklerini göstermektedir. Örneğin oyuncakları topladığı için takdir edilen bir çocuğu gözlemleyen diğer çocuklar oyuncakları toplamaya daha istekli olur. Buna dolaylı pekiştirme denir.

Dolaylı Ceza; Örneğin ödevini yapmayan arkadaşının eksi aldığını gözlemleyen öğrenci derse ödevini yaparak gelir. Toplumda cezaların caydırıcılığı derken kastedilen dolaylı cezadır.

Dolaylı Güdülenme; Örneğin iyi bir üniversiteyi bitiren kuzeninin çok iyi imkanlara sahip olduğunu gören bir genç, üniversite sınavına daha istekle hazırlanır.

Dolaylı Duygu; Örneğin böcek gördüğünde korkan annesini model alan çocuk, böceğin korkulacak bir yaratık olduğunu düşünerek ondan korkmaya başlar. Birçok kişinin hiç yılan görmemesine rağmen yılandan korkması buna örnektir.

Başkalarının örnek davranışları, bireylerin sosyalleşmesinde önemli bir yere sahiptir. Birey birçok sosyal davranışı ve tutumu, diğer insanların davranış ve tutumlarını gözlemleyerek öğrenir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.