Öğrenmede Sosyo-Kültürel Etkenler

Çocuğun öğrenme sürecinden haz alması, yeni denemelerde bulunması, karşılaştığı güçlüklerden yılmaması, risk alması gibi konular farkında olmadan içinde bulunduğu sosyo-kültürel çevresi tarafından belirlenmektedir.

Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarının karşılanmadığı, içinde bulunduğu ruh hâllerinin göz önünde bulundurulmadığı, başarılarının önemsenmediği ve cesaretinin kırıldığı ortamlar ile başarısızlığına gösterilen hatalı tepkiler zamanla onda yetersizlik duygusu ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi oluşturur.

Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlarmış. Yavru fil zinciri koparmak için tüm gücüyle uğraşır, ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer fil kocaman olur.

Bağlı bulunduğu kazığın ve zincirin onlarca katı güce sahip olmasına karşılık kurtulmak için bir girişimde bulunmaz çünkü özgür olamayacağına inanmıştır. Kırılamayan şey zincir değil, filin inancıdır.

Öğrenilmiş çaresizlik, ilk olarak(1960) hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle ortaya çıkmış daha sonra insanlar üzerinde yapılan deneylerle tüm organizmalara genellenmiştir.

‘Bir canlının defalarca denediği hâlde istediği sonucu alamaması durumunda, bir sonraki denemesinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybedip hiçbir şey yapmaması hâlidir. Matematik dersinde zayıf alan öğrencinin “ne yaparsam yapayım bir şey değişmiyor” diyerek tamamen çalışmayı bırakması gibi.

Öğrenilmiş çaresizlik zihne takılı bir psikolojik kelepçedir. İnsanları başarılı ya da başarısız yapan şey, deneyip de sonuç alamadıkları zaman kendi kendilerine yaptıkları iç konuşmalardır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.