Zihin Sağlığı Nedir? Zihinsel Beceri ve Yetenekler Nelerdir? - Psikoloji Bilimi
   
         

Zihin Sağlığı Nedir? Zihinsel Beceri ve Yetenekler Nelerdir?

Yaşlanma herkes için kaçınılmaz olmasına karşın, kişilerin yaşlanma hızları ve biçimleri birbirlerinden çok farklıdır.

Bazı kişiler çok ileri yaşlarda bile zihinsel ve bedensel olarak aktif olmalarına karşın diğerlerinde yaşlanma belirtileri çok daha erken ortaya çıkar. Yaşlanma hızını ve biçimini belirleyen en önemli faktörlerden biri kalıtımdır.

Beyin ve zihinsel faaliyetler gelişme ve yaşlanma döneminde kişinin yaşam biçimi, eğitim düzeyi, mensubu olduğu kültürel topluluk ve içinde yaşadığı toplumdan da etkilenir.

Eğitim, kültürel zemin ve yaşam biçiminin getirdiği bu zihinsel gelişim farklılığı zihinsel yaşlanmada da kendini gösterecektir. Zihin sağlığı açısından başarılı bir yaşlanma göstermek için çaba harcayan biri ile bu konuda hiçbir çabası olmayan biri aynı biçimde yaşlanmazlar.

İnsan çok daha erken yaşta, 30’lu yaşlarda yaşlanmayla ilgili değişiklikleri göstermeye başlar ve bu değişiklikler çok yavaş bir biçimde giderek artar. Beyinde meydana gelen değişikliklerin kişinin günlük yaşamına yansıması, yaklaşık 10 yıl sonra, yani 40’lı yaşlarda olur.

Zihinsel yaşlanmamızın sağlıklı olmasını istiyorsak, ilk bilmemiz gerek şey neyin normal, neyin normal dışı olduğudur. İkinci basamakta ise, zihnin sağlıklı yaşlanması için yapılabilecekleri bilmek ve bunun için çaba göstermek gelir.

Beyni Diğer Organlardan Farklı Kılan Özellikler

Beyin, doğum anında gelişimini henüz tamamlamamış bir organdır. Zihinsel yetenek ve beceriler açısından gelişim ancak uzun yıllar sonra, yani 15-20 yaşlarında tamamlar. Kişi, beyin faaliyetleri açısından en gelişmiş ve verimli dönemini 20-30 yaşları arasında yaşar ve daha sonra beyinde yaşlanma ile ilgili değişiklikler başlar.

Beynin temel hücresi olan ve tüm zihinsel faaliyetlerden sorumlu olan hücrelere nöron denir. Beynin temel hücreleri olan nöronlar yenilenme özelliğine sahip değildir, hasar gördükleri veya öldüklerinde yerlerine yenisi yapılamaz. Dolayısıyla, tüm hayatımız boyunca, doğduğumuz zaman ne kadar nörona sahipsek o kadarıyla idare etmemiz gerekmektedir. Doğumdan sonra uzun yıllar boyunca devam eden zihinsel yetenek gelişimi ise nöron sayısının artması ile değil, bu hücreler arasındaki bağlantıların artması ve kuvvetlenmesi sayesinde meydana gelir.

Normal Yaşlanma Sürecinde Beyinde Meydana Gelen Değişiklikler

Yaşlanmayla birlikte vücuttaki tüm organlarda ve bunların yaptıkları işlerde yaşlanmaya özgü doğal değişiklikler meydana gelir. Bu durum, beyin ve beynin yaptığı işler için de geçerlidir.

Yaşlanma süreci sadece nöron miktarında azalmaya değil, aynı zamanda nöronlar arasındaki bağlantılarda ve nöronlar arasındaki haberleşmede kullanılan kimyasal maddelerde de azalmaya yol açar.

Bununla birlikte, beyin damarlarının duvarları kalınlaşır ve esneklikleri azalır ve damarların iç boşluğunda daralma oluşur. Beyne gelen kan akımında da bir miktar azalma olur, 80 yaşındaki sağlıklı bir kişinin beynine gelen kan miktarı gençlere göre % 20 daha azdır.

Sağlıklı yaşlanan beyinlerde görülen bu değişiklikler kişinin zihinsel yeteneklerinde önemli değişikliklere yol açmazlar, dolayısıyla bir hastalık belirtisi de değildir. Beyni etkileyen hastalıklarda ise bu değişiklikler çok daha fazla şiddette görülürler ve zihinsel yeteneklerde önemli etkilenmeler olur.

Zihinsel Beceri ve Yetenekler

Zihinsel yetenek ve becerileri tek bir isim altında toplamak zordur. Bu yetenek ve beceriler, birbirleriyle ilişkili birçok karmaşık zihinsel faaliyet tarafından oluşturulur. Bellek (hafıza), öğrenme, sözel ifade yeteneği, matematiksel yetenekler, mekânsal-uzaysal yetenekler (ör: yolunu, yönünü bulma gibi), soyut düşünce ve mantık yürütme bunlardan sadece bir kaçıdır.

Çocuklar için satranç oyunu

Çocuklar için satranç oyunu

Zihinsel Beceri ve Yeteneklerdeki Değişiklikler

Sağlıklı yaşlanan bir kişinin zihinsel yeteneklerinde bir değişiklik ortaya çıkması şart değildir Bazı sağlıklı yaşlıların zihinsel yetenekleri ve becerileri 20 yaşındaki gençlerden üstündür. Bazı kişiler zihinsel güçlerini ve yaratıcı yeteneklerini çok ileri yaşlara dek koruyabilmişlerdir. Örneğin Mimar Sinan “ustalık eserim” olarak bahsettiği Edirne’deki Selimiye Camiyi 86 yaşındayken yapmıştır. Ünlü ressam Picasso 90’lı yaşlarında da resim yapmayı sürdürmüştür.

Tasarlama eylemi de bu yaratma bilgisinin kullanıldığı bilişsel bir süreçtir. Yaratıcı süreç temel olarak yaratıcı düşüncenin üretilmesi, bu düşüncenin yorumlanması, keşfedilmesi ve ürünün geliştirilmesidir. Bu aşamalar temel olarak ilk tasarım problemine karşılık geliştirilen yaratıcı süreç adımlarını tarif etmektedir. Bu bilişsel tasarım süreci, zihinsel aktiviteleri ifade ederken diğer yandan yaratıcı bir etkileşimi de ifade etmektedir.

Yaratıcılıktaki çıkış ve inişlerin, zihinsel değişimlerden çok zihinsel olmayan etkenlere bağlı olduğu da söylenebilir. Bu açıdan sağlık belki en önemli etkendir Sağlık engeli dışında, insanların yaratıcılığı için hiçbir yaş sınırının olmadığı belirtilebilir.

Öte yandan, sağlıklı yaşlanan kişilerde sık görülen ve günümüzde normal kabul edilen bazı değişiklikler de söz konusudur.

Bunlar;

Bu değişikliklerin bir kısmı görme ve işitmedeki yaşlanmaya bağlı problemlerden kaynaklanır. Bu sorunlar giderilirse kişinin zihinsel faaliyetleri de daha iyi bir noktaya gelir.

Görme ve işitme problemi olmayan sağlıklı bir yaşlıda zihinsel faaliyetlerdeki en belirgin değişiklik, beynin çalışma hızının yavaşlamasıdır. Bu durum 40’lı yaşlardan itibaren kendini hissettirmeye başlar. Kişi yapması gereken işi hala ve doğru olarak yapar ama işi başarıyla tamamlaması eskiye oranla daha çok zaman alır.

Yaşlanmayla ilişkili diğer bir değişiklik zihinsel esnekliğin azalmasıdır. Bunun kişinin günlük hayatına yansıması, özellikle de alışılmadık bir durum ortaya çıktığında kişinin bu duruma çözüm bulmak için eskiye oranla daha az sayıda fikir üretebilmesi, alışmış olduğu kalıpların dışına fazlaca çıkamaması şeklinde kendini gösterir.

Zihinsel çalışma hızının yavaşlaması ve zihinsel esnekliğin azalması yaşlı kişiyi özellikle de zamanın sınırlı olduğu, acele edilen, telaşlı anlarda zor durumda bırakır. Psikolojik stresler, olumsuz eleştiri alma korkusu da durumu olumsuz etkiler. Yaşlanan kişinin bu değişikliklerin normal olduğunu, yeterli zaman verildiğinde işleri başarıyla tamamlayacak zihinsel yeteneklere hala sahip olduğunu bilmesi ve yaşantısını buna göre düzenlemesi sorunu büyük oranda çözecektir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, zihinsel yetenek ve beceriler çok çeşitlidir.

Bunların her biri yaşlanmadan değişik oranlarda etkilenir. Sözel yetenekler yaşlanmanın etkilerine karşı diğerlerine göre çok daha dayanıklıdır. Kelime hazinesi, genel bilgiler, söyleneni ve okuduğunu anlama bunlara örnektir. Mantık yürütme ve ince el becerisi isteyen yetenekler (çizim yapma, marangozluk, dikişi dikme) ise yaşlanmadan daha kolay etkilenirler.

Sağlıklı yaşlanmada normal kabul edilen zihinsel yetenek değişikliklerin hiç birinin çok aşırı düzeyde olmaması, kişinin günlük yaşamını normal biçimde sürdürmesini engellememesi gerekir.

Hafıza kusurları; unutkanlık, günümüzde sağlıklı yaşlanmanın bir parçası olarak kabul edilmemektedir. Önemsiz konularda ara sıra olan unutkanlık herkesin başına gelebilecek normal bir şeydir. Kafamızın çok meşgul olduğu, telaşlı veya sıkıntılı zamanlarda bu tür durumlar görülebilir. Bu unutkanlık inatçı değildir ve o an için unuttuğumuz şeyi sıklıkla bir süre sonra kendiliğinden hatırlarız. Yaşlanan kişilerde bu boyutu aşan inatçı unutkanlıklar normal yaşlanma sonucu değil, bir hastalığın, sıklıkla da demansın (bunama) belirtisidir.

Yaşlanan kişilerde görülen diğer değişiklik de kişilik özellikleri ile ilgilidir. Yaşlı kişilerin çoğu, katı, tutucu, inatçı ve kendini düşünen özellikler gösterirler. Bir kısmı da kararsız, uysal, söylenenleri hiç düşünüp tartmadan kabul eder durumdadırlar. Bunlar eskiden beri mevcut kişilik özelliklerinin biraz daha belirgin hale gelmesi şeklindedir.

Bununla birlikte, yaşlı kişiler aşırı noktalara varabilen temkinlilik gösterme eğilimindedirler. Örneğin, saat 10’daki randevu için saat 7’da yola çıkması gibi. Yaşlıların çoğunun kendine güveni azdır ve bir işe kalkışmadan önce o işin başarı ile sonlanması olasılığının çok yüksek olması koşulunu ararlar. Enerjisi fazla, ilgi alanları çeşitli ve sosyal ilişkileri geniş olan dışa dönük kişiler, yaşlanmanın getirdiği tahribata daha dayanıklıdırlar.

Depressif eğilimli olan kişilerse yaşlanmaya çok daha kolay teslim olurlar. Ümitsizlik, çaresizlik, korkaklık, kuşkuculuk ve endişe davranışlarını daha kolay benimserler.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.