Psikolojide Algı (Perception, İdrak) Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Organizmayı etkileyen herhangi bir güce uyarıcı; uyarıcıların organizmayı etkilemesine de uyarım denir.

Uyarıcıların duyu organlarını etkilemesi ve bu uyarıcıların belli sinir yollarından geçerek beyne ulaşması ile de duyum oluşur.

Duyum fizyolojik bir olaydır. İnsanda görme, işitme, tatma, koklama, dokunma gibi organ duyumları vardır. Duyu organları tarafından alınıp beyne iletilen uyarımlar kümelenip yorumlanır.

Algılama, duyumların çeşitli biçimlerde örgütlenip anlam kazanması, yorumlanmasıdır.

Algı: Çeşitli uyarımları daha önceki yaşantıların da etkisi ile yorumlama, onları anlamlı hâle getirme sürecidir

Duyum ve algı: Işık dalgasının organizmayı etkilemesi uyarım; gözü etkileyerek renkli görmeyi sağlaması duyumdur. Bu renklerin örnek tablodan aldığımızı fark etmemiz algıdır. Algı, duyuma bağlıdır. Duyum olmazsa algı da olmaz.

İlk kez duyumsadığımız bir şeyin ne olduğunu bilemeyiz. Belki daha önce duyumsadığımız başka şeylere benzetebiliriz ama onun ne olduğunu tam bilemeyiz. Hiç kimya dersi görmemiş biri, H2O’yu yazı olarak algılar. Kimya dersi görmüş biri ise onun su olduğunu bilir.

Algının Özellikleri

Algıyı çeşitli uyarımları daha önceki yaşantıların etkisi ile yorumlama, onları anlamlı hâle getirme süreci olarak tanımlamıştık. Bunun bu şekilde olması, rastgele değil, belirli ilkeler çerçevesinde olmaktadır. Bunlara “algının özellikleri” denir. Algının özellikleri şunlardır:

 Algı alanı

Bireyin içinde bulunduğu ve gelen uyarıcıları aldığı çevreye algı alanı denir.

Kütüphanede ders çalışan bir öğrenci, belli bir alandaki uyarıcıları alabilir. Bu alan, o öğrencinin algı alanıdır.

 Algı dayanağı

Algılamamızı etkileyen daha önceki yaşantı, öğrenme ve kültür, algı dayanağıdır. Bir eylem inanç ya da düşüncenin altında yatan ve bunları denetleyip sınırlandıran değerler ve anlamlar sistemidir.

Farklı toplumsal kural ve kanunlara sahip iki kişi aynı durumla karşılaştığında farklı algılayıp farklı tepki gösterir. Örneğin, bir Fransız için çok komik olan bir olay bize pek komik gelmeyebilir.

 Algıda bütünlük (organizasyon)

Uyarıcıların bir bütün içinde algılanmasıdır. Bütün içindeki unsurları ilişkilendirmeye yani aralarında anlamlı bağlantılar kurmaya algıda bütünlük denir.

Gerek varlıkların gruplar hâlinde algılanmasında gerekse eksikliklerinin tamamlanarak algılanmasında gerekse şekil-zemin ilişkisi içinde algılanmasında “algıda bütünlük” özelliği etkilidir (kesik çizgilerin ve şekillerin bir bütün olarak algılanması gibi).

Bir insanın üzgün olduğu sadece gözlerinden değil genel görünümünden de anlaşılır. Bir resmin bir parçasına baktığımızda bütün hâlinden farklı bir görüntü algılarız. Algıda bütünlüğün oluşması için zihin organizasyon yapar.

 Algıda organizasyonu etkileyen etmenler

Yakınlık: Birbirine yakın nesneleri gruplandırarak birlikte algılama eğilimimiz vardır. Örneğin okulun bahçesindeki öğrencileri bir arada toplu hâlde görünce grup olarak algılarız.

Benzerlik: Birbirine benzer olan nesne ve olaylar da birlikte bütün olarak veya grup olarak algılanır.

Gruplama: Algıda organizasyon yaparken bazı ipuçlarından yararlanarak gruplama yaparız.

Devamlılık: Uyarının devamlılığı da algıların gruplaşmasına ve bütünleşmesine yol açar. Örneğin her gün aynı şapkayı giyen bir kişiyi uzakta da olsa tanırız.

Tamamlama: Algılarımızda uyarıcının eksik kısımlarını tamamlayarak algılama eğilimimiz vardır. Örneğin (………..) noktaları çizgi olarak algılarız.

Algıda bütünlük

Algıda bütünlük

 Algıda değişmezlik

Önceden bildiğimiz nesnelerin farklı görünmelerine rağmen bizim onları aynı şekilde algılayışımıza algıda değişmezlik denir. Algıda değişmezlik, farklı görülen renklerde, büyüklüklerde ve biçimlerde renk değişmezliği, biçim değişmezliği veya büyüklük değişmezliği olarak ortaya çıkmaktadır.

Karanlıkta siyah görünen Türk bayrağının kırmızı olarak algılanması, televizyondaki insan görüntülerinin normal boyutlarında algılamamız algıda değişmezliğe verilebilecek örneklerdir. Algıda değişmezlik üç şekilde görülür:

Şekil değişmezliği: Nesnelerin değişik durumlarda farklı şekillerde görünmesine rağmen biz onları bildiğimiz şekliyle algılarız.

Büyüklük değişmezliği: Nesneler bizden uzaklaştıkça gözümüze düşen imgesi küçülür. Fakat biz onları normal büyüklüklerinde hatırlarız.

Renk değişmezliği: Nesnelerin rengi içinde bulunduğu mekânın ışıklandırılmasına göre farklı görünebilir. Fakat biz onları tanıdığımız rengiyle algılarız

Algıda değişmezlik

Algıda değişmezlik

 Derinlik algısı

Gerçekte üç boyutlu olan varlıklar, gözün ağ tabakasına iki boyutlu düşer. Ancak yine üç boyutlu algılanır. Bunun sebebi zihnimizin görme ile ilgili birtakım ipuçlarından yararlanmasıdır. Işığın geliş yönüne bağlı olarak gölgeler birer derinlik algısı yaratır.

Havanın açık ve sisli olmasına göre nesneler, yakın ve uzak görünür. Puslu havalarda cisimler, uzak; açık havalarda da yakın görünür. Yüksek olan nesneler, kendilerinden alçak olanlara göre daha uzakta imiş gibi görünür. Tren raylarının giderek daralıyormuş gibi görülmesi, derinlik algısına bir örnektir.

Derinlik algısı

Derinlik algısı

 Algıda seçicilik (dikkat)

Organizma dış dünyadan birçok uyarıcıyla karşılaşır. Uyaranlardan bazılarının seçilip bazılarının ise görmezlikten, duymazlıktan gelinmesine algıda seçicilik denir (ders dinlerken dışarıdan birçok uyarıcı gelmesine rağmen sadece öğretmenin sesini algılamamız gibi).

Glasgow Üniversitesi’nden Phillippe G. Schyns ve Aude Oliva tarafından yaratılmış bir illüzyon, algıda seçicilik ile ilgili bir örnektir. Resme hemen önünden bakarsanız, kızgın yüzün solda; sakin yüzün sağda olduğunu görüyorsunuz. Ancak birkaç metre uzaklaşıp baktığınızda ise durum tamamen farklılaşır.

Algıda seçicilik

Algıda seçicilik

Genellikle seçicilik ile dikkat birbirine karıştırılır. iki durum birbiriyle ilişkilidir ancak aynı değildir. Dikkat, bir olayın tümü ya da bir bölümü üzerinde zihin gücünün toplanması durumudur. Oluşumundaki etmenlere göre dikkat ikiye ayrılır:

Seçici dikkat: Bireyin kendi iradesi ile belli bir olay ve nesneye yönelerek dikkatini onun üzerine yoğunlaştırmasıdır. Örneğin, ders çalışan öğrencinin dikkati seçici dikkattir. Bireyin arzu, istek ve ihtiyaçları, seçici dikkati üzerinde önemli rol oynar.

Çekilen dikkat: Uyarıcıların renk, ses, şiddet, büyüklük gibi fiziksel özelliklerinden dolayı oluşan dikkate denir (örneğin, ağlayan bir çocuğun sesi duyulunca veya parlak bir cisim görülünce oraya çevrilen dikkat gibi).

 Dikkat çeşitleri

Dikkat toplaşımı (konsantrasyon): Dikkatin belirli bir çaba sonucu tek bir nokta üzerinde toplanmasıdır.

Dikkat kayması: Dikkatin bir uyarıcıdan başka bir uyarıcıya geçmesidir.

Dikkatsizlik: Dikkatin kesik ve oynak oluşudur. Zihin belli bir konu üzerinde sürekli olarak toplanamaz.

Dalgınlık: Dikkatin sadece belli bir konuya fazlasıyla verilmesi, ilginin dışındaki konulara dikkat edilmemesidir.

 Dikkati etkileyen etmenler

Organizmayı etkileyen uyarıcılardan hangisine dikkat edeceğimizi belirleyen iki ana faktör vardır:

Dış etmenler;

  •  Uyarıcının kuvvet ve hacmi,
  • Aşırı zıtlıklar,
  • Hareket eden uyarıcılar,
  • Yenilik ve tanışıklık,
  • Alışılmışın dışındaki uyarıcılar,
  • Tekrarlardır.

iç etmenler: Kişisel özelliklerimiz dikkatimizi topladığımız alan üzerinde etkilidir. Kişiden kişiye değişiklik gösterir;

  • İlgi,
  • Meslek,
  • ihtiyaçlar,
  • Beklentiler,
  • Geçmiş yaşantı ve deneyimlerden etkilenir.

 Figür-fon (şekil-zemin) ilişkileri

Bu eğilim, nesnelerin fondan çıkıyorlarmış gibi görünmelerine neden olur. Figür, bir nesne izlenimi verir, bir biçimi vardır ve fondan daha belirgin görünür. Örneğin, aynı gri bölüm, koyu fon üzerinde daha beyaz, açık fon üzerinde daha siyah görünür.

Figür-fon ilişkisi

Figür-fon ilişkisi

 Algı yanılmaları

 İllüzyon

Var olan bir uyarıcının yanlış algılanmasıdır. İllüzyon fiziki ve psikolojik olmak üzere ikiye ayrılır. Bir yanılgı herkeste aynı biçimde görülüyorsa fiziki illüzyondur. Psikolojik illüzyon bireylere göre değişebilir. Fiziki illüzyon ise bütün bireylerde aynı şekilde görülür.

Örneğin bir bardak su içindeki kaşığın kırık olarak algılanması fiziki illüzyona; yerdeki bir bez parçasının fare olarak algılanması ise psikolojik illüzyona örnektir. İllüzyonda mutlaka bir dış uyarıcı vardır.

Algı yanılmalarına (illüzyon) örnekler

Algı yanılmalarına (illüzyon) örnekler

  • Resimde yaşlı bir adamın profil portresini mi yoksa sokakta bir kadın ve yerde yatan köpek mi görüyorsunuz?
  • Resme odaklanınca şekiller oynuyormuş gibi gözüküyor fakat oynamıyor. Bu sadece bir göz yanılmasıdır.
  • Resimdeki fil kaç bacaklı sizce?
  • Resimde ilk bakışta merdivenimsi bir yapıya sahip olduğunu düşündüğümüz zemin aslında renk tonlarının bize yaptığı küçük bir oyun.

 Halüsinasyon

Dışarıdan herhangi bir uyarıcı olmadığı hâlde uyarıcı varmış gibi algılanması olayına halüsinasyon denir. illüzyon bütün bireylerde görülebilir. Halüsinasyon ise genellikle ateşli hastalık geçirenlerde, akıl hastalarında, alkoliklerde ve uyuşturucu bağımlılarında görülür (gaipten ses duyduğunu, devamlı takip edildiğini, burnuna koku geldiğini, bulutların üzerinde uçtuğunu iddia etmek gibi). Bunlar halüsinasyonlara birer örnektir.

Halüsinasyonlar, hayal ürünüdür. Çünkü algıyı meydana getirecek hiçbir uyarıcı yoktur.

 Uzay ve zaman algısı

Bir nesneyi algıladığımızda onu uzayda bir yerlere yerleştiririz. Onun yerini belirtirken yukarıda, aşağıda, sağda, solda, önde, arkada gibi ifadeler kullanırız. Uzay algısının oluşmasında bütün duyu organları rol oynar. Ancak görme ve dokunma duyumlarının etkisi diğer duyumlardan daha fazladır.

Örneğin Giresun, Türkiye’nin kuzeydoğusundadır yargısı uzay algısını; 90 dakikalık bir futbol maçında son 5 dakikanın galip olan takım için hiç geçmeyecekmiş gibi; mağlup olan takım için ise çok çabuk geçecekmiş gibi algılanması zaman algısına örnektir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.