Psikolojide Bilinç Nedir? Bilinç Durumları Nelerdir?

Bilinç, insanın içinde yaşadığı çevresi, yaşadıkları ve kendi varlığı üzerinde bilgi sahibi olma yeteneğidir.

İnsanın kendisinden ve çevresinden haberdar olması hâlidir. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, zihni bir buz dağına benzetmişti. Freud’a göre psikolojik olayları açıklamada tek başına bilinç yeterli değildir. insan davranışlarında asıl bilinçaltı etkilidir.

Ana hatlarıyla bilinç ve bilinçaltı olarak betimlediği farklı bilinç aşamalarını buz dağının suyun altında ve üstünde kalan bölümleriyle bağdaştırmıştı. Freud’a göre bilincin büyük bir bölümünü korkuların, bencilce ihtiyaçların, utanç verici deneyimlerin, ahlak dışı dürtülerin yer aldığı bilinçaltı oluşturuyordu.

Freud, bilinç ve bilinçaltı dışında bir de ön bilinçten söz ediyordu. Ön bilincimizde, o anda bilincinde olmasak da hemen bilince taşıyabileceğimiz anılar ve dünya bilgileri bulunuyordu (örneğin, güneşin turuncumsu–sarı bir renkte olduğunu bilmemiz gibi).

Buz dağı benzetmesi

Buz dağı benzetmesi

Normal Bilinç Durumları

İnsanın çevresini tanıması ve davranışlarını ona göre şekillendirmesi bilinç sayesinde gerçekleşir. Normal bilinç durumu, bireyin kendi duyumlarının, uyarıcıların, kendi kararlarının, düşüncelerinin farkında olduğu uyanıklık durumudur.

Normal bilincin aktif ve pasif bilinç olmak üzere iki çeşidi vardır. Pasif bilinç normal uyanık olma hâlini ifade eder. Aktif bilinç ise aşırı ve dikkatli uyanıklılığı içine alır. Bireyin dikkati belirli noktalarda yoğunlaşır.

Çevremizdeki uyaranların bilincine varıp onlara karşı beklenen tepkileri verebilmemiz için öncelikle uyanık olmamız gerekir. Bu nedenle de kişinin bilincinin açık olması, çoğu zaman uyanık olmasıyla bağdaştırılır. Birey, normal bilinç durumunda;

  •  Dikkatli ve uyanık hâldedir.
  •  Çevresindeki uyarıcıları algılayabilir.
  •  Uyarıcıları bilgiye dönüştürebilir.

Farklı Bilinç Durumları

Normal bilinç durumu dışında uyku, rüya, meditasyon, hipnoz farklı bilinç durumlarıdır.

Uyku ve Rüyalar

Uykunun hafif uykudan derin uykuya kadar çeşitli aşamaları vardır. Bu evrelerde beynin biyoelektrik kayıtlarının farklı dalga boylarında oldukları görülmüştür. Uyku hâlinde bilinç pasif değil, aktiftir.

Kimi psikologlara göre rüyalar, günlük yaşantıları yansıtır. Çeşitli meslek gruplarından birçok kişinin rüyaları incelenmiş bunların meslek ve çevreyle yakın ilişkisi olduğu görülmüştür.

 Biyolojik saat, biyolojik ritim (bioritim)

Bioritim, zaman algısıyla ilgilidir, organizmanın zaman sürelerini algılayabilme özelliğidir. Büyüme, uyku-uyanıklık döngüsü, biyolojik ritimleri ve döngüleri düzenleyen biyolojik bir iç zamanlama mekanizmasıdır.

İnsan uykunun değişen ritmine uyum sağlar ve çoğu durumda saate bakmadan, zamanı doğru tahmin edilebilir. Biyolojik saat, organizmanın içinde bulunduğu çevreye uygun bir biçimde çalışır.

 Uykunun bilinen yapısı

Uyku, bilincin fizyolojik olarak çözülmesi, yorulan organizmaların dinlenmeye geçmesidir. Uykuya geçildiğinde ilk önce derin bir uyku sonra REM dönemi daha sonra NREM ve REM birbirini izler. Derin uyku yaklaşık bir saat sürer. REM uykusunda beyin uyarılmış gibi aktiftir ama organizma dış dünyaya kapalıdır.

Uyku sırasında organizmanın tepkileri yavaşlar, tüm sistemler otomatik olarak yeniden düzenlenir. Beyin, uykuda da çalışmasına devam eder. Uyanıkken öğrendiklerini ayrıştırır, gruplar, depolar. Uyku, organizmanın dinlenmesini sağlar.

Uykunun birinci evresi sadece birkaç dakika sürer. Kişi bu evrede kolayca uyandırılabilir ve uyanınca uyumuş olduğunun farkında olmayabilir. İkinci ve üçüncü evreler yavaş yavaş derinleşen uyku olarak tanımlanır.

Bu evrede kişinin uyandırılması zordur ve kişi ses ya da ışık gibi uyaranlara pek tepki vermez. Kalp atış hızı, kan basıncı ve vücut ısısı düşmeye devem eder.

Uykunun dördüncü evresinde, kalp atış hızı, solunum, kan basıncı ve vücut ısısı en üst düzeye çıkar. Uykuya daldıktan yaklaşık bir saat sonra, kişi uykunun 4. evresinden 3, 2 ve tekrar 1. evresine doğru geri döner.

Uykunun ilk evresinde beyin dalgaları yavaşlar, kaslar gevşer ve göz hareketleri durur. Bu süre içerisinde kalp hızı yavaşlar, kan basıncı ve vücut ısısı düşer. Vücutta tam bir gevşeme olur. Bu evre “REM” uykusu olarak tanımlanır.

REM döneminde

Uyku hafiftir. Sinir sisteminin aktivitesi artar. REM uykusu dışındaki NREM denen ve bilincin tamamen kaybolduğu derin uykuda dahi beyin hücreleri çalışmaya devam eder. Rüyaların büyük bir bölümü REM uykusunda görülür.

Her 90 dakikada bir oluşan REM uykusu sırasında beyinde yüksek bir hareketlenme olur. Göz kasları dışındaki istemli kaslarda felç benzeri bir gevşeme meydana gelir. Kaslardaki bu geçici felç durumunun, rüyalar sırasında vücudu beklenmedik hareketlerden ve kazalardan korumak için olduğu düşünülmektedir.

REM uykusu vücut ve ruh sağlığı için oldukça önemlidir. REM uykusu beyindeki bağlantıların yeniden şekillenmesini sağlayarak belleğin gelişmesine ve öğrenmeye önemli katkıda bulunmaktadır.

REM uykusunu yeterince alamayan kişilerde ruhsal bozukluklar, konsantrasyon zorluğu, kişilerin belleklerinde zayıflama ve öğrenme sorunları görülür.

Genel olarak NREM uykusunun bedeni, REM uykusunun zihni yenilediği kabul edilir.

Nonrem (NREM) döneminde

Beyin dalgalarının çok yavaşladığı saptanır. Bu dönemde kaslar gevşer, sinir sisteminin işlevleri yavaşlar, kan basıncı ve solunum hızla düşer. Yine bu dönemde, büyüme hormonu salgılanır, protein sentezi artar. Böylece bedenin dinlenmesi sağlanır. Sağlıklı erişkinlerde uyku NREM ile başlar.

Yavaş dalga uykusu (NREM) en derin ve sakin uykudur. Bu uyku döneminde uykuda gezme, gece korkuları görülebilir. Bu uykudan uyandırılan insan, bir süre aklını başına toplayamaz. Bu dönemde iyi uyunamazsa sabah yorgunluk hissedilir. Derin ve dinlendirici olan bu uykuda dört evre vardır:

  •  Uyuklama evresi
  •  Hafif uyku evresi
  •  Derinleşen uyku evresi
  •  Derin uyku evresi

NREM sırasıyla dört evrenin ardından, REM uykusu, daha sonra yeniden birinci evre gelir. Bu düzen, uyku boyunca devam eder. Ortalama doksan dakikada bir ortaya çıkan REM uykusu 5-30 dakika sürer. Sağlıklı bir erişkinde tüm evrelerin yeterli sürede görülmesi gerekir.

Uyku döngüsü

Uyku döngüsü

Rüya, beynin bilinçli tepkilerde bulunmaması, dış dünyaya kapanarak bilinçli olmadan imgeler kullanarak faaliyetini sürdürmesidir. Geçmiş deneyimler, yaşantılar, ortam, fizyolojik yapı, bilinçaltı etkenler, rüyalar üzerinde etkilidir.

 Rüya ve uykunun işlevleri

Rüyalar, uykunun REM evresinde görülür ve insan sağlığı için oldukça önemlidir. Rüyaların, öğrenme ve bellekle yakın ilişkisi vardır. Rüyalar sırasında, mevcut nöron bağlantıları defalarca uyarılır. Bu da gün içerisinde öğrenilen bilgilerin sağlamlaşmasını sağlar.

Rüyalar kaynağını, gerçekten yaşanmış olan ya da bilinçaltında var olan olaylardan, duygulardan, istek ve kaygılardan alır. Rüya görmek, insanın yaşaması ve sağlıklı kalabilmesi için zorunlu olan bir beyin etkinliğidir.

Laboratuarlarda yapılan «rüyadan alıkoyma» deneyleri (Kaydedici aletler, rüya görmeğe başladığını haber verir vermez denek hemen uyandırılır.), çıldırmaya kadar varabilen sinir ve ruh bozukluklarına yol açmıştır.

Hepimiz her gece rüya görürüz fakat gördüğümüz rüyaları tümüyle hatırlamayız.

Yaşa göre uyku süresi

Yaşa göre uyku süresi

Uzun süreli uykusuzluk sinir sisteminde zihinsel işlevlerde azalma ve yavaşlamaya yol açar. Günlük uyku süresini 1-2 saat kısaltmak ya da uzatmak uyanıklığın niteliğini bozar.

Normal olarak insanlarda günlük uyku gereksinimi 6-9 saat arasındadır. Uykunun özellikle sinir sisteminin sağlığının korunmasında önemli rolü vardır. Uyku ile ilgili yapılan deneyler sonucunda, organizmanın hiç uyumadan yaşamasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir.

Kısa bir süre hiç uyumayan insanlarda sıkıntı, huzursuzluk, yorgunluk, baş ağrısı, isteksizlik, dikkat güçlüğü, hatırlama güçlüğü, uyuklama görülmüştür.

Uzun bir süre uyumayan insanlarda bedensel sorunlar, sinirlilik, öfke, halüsinasyon ve davranış bozuklukları ortaya çıkmıştır. Bunlar uykunun sağlık için ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.