Bilim Tarihi Açısından Psikoloji

Bilim tarihi, kaynak azlığı ya da ulaşılamaz olmasından dolayı Eski Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarının öncesine geçemeyip ve daha önceki uygarlık aşamaları hakkında kayda değer bilgi veremez.

Dolayısıyla Eski Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan dönemlerindeki bilimsel çalışmalar bir bakıma bilim tarihi araştırmalarında milat sayılır. Elbette bir bilim felsefecisi ya da bilim tarihçisi, edinilen şeylerin ötesinde analitik-sentetik çıkarımlar yapacaksa; alakalı yüzyılın ilmi geleneğindeki nosyonları (kavramları) mutlaka dikkate almalıdır.

Bu açıdan psikolojinin eski dönemlerde neden bilim olarak gelişmediği ya da farklı yaklaşımlarla (ruh ve madde ikilemi) ele alındığı gayet açıklanabilir bir durumdur. Bu nedenle eski dönemlerde daha çok ruh kavramının araştırılmasına odaklanılması söz konusudur.

Bilim tarihinin genel kapsamına doğa bilimleri kadar felsefe, sosyoloji, tarih, arkeoloji gibi farklı açılardan da yönelmek zorunludur. Bu nedenle bilim kavramına kısa bir tanımlama getirmek faydalı olacaktır. Aslında Aristoteles’in bilim anlayışına arkaik (klasik çağa ait) olarak bakmanın yanlışlığıyla konuyu açmak gerekir. Zira onun kurduğu bilimsel tanım çerçevesi kısmen günümüzde de söz konusudur.

Aristoteles bilimi tümevarım ve tümdengelim arasında gelişen bilgi edinme süreci olarak belirtmiştir.

Ancak her bilgi edinme sürecinin bilim adı altında disiplin kazanmasında ve bir dizgesel biçime kavuşmasında gözlemler ön çalışma koşuludur.

Gözlemlerden yola çıkılır ve tekil-tikel nesnelerden tümel (genel) kapsamlı bir sonuca ulaşılır. Sonra da bu tümellikten yeniden düşünsel faaliyet süreci başlatılarak tümdengelim metodu aktif biçimde çalıştırılır. Böylece bilgiye ulaşma ve onun ilkelerini oluşturma söz konusu olur (Ömerustaoğlu, 1999: 39).

Modern bilim anlayışına geçerken kapitalizm ekseninde bir dünya paradigması oluşturulmasının önemli etkisi vardır. Bu tarzda ‘Bilim İnsanı’ tanımlanmasının ilk defa 1834’e denk düştüğünü de belirtmek gerekir. William Whewell’in ‘Inductive Sciences’ adlı kitabında bu yakıştırma ilk kez kullanılarak modern bilim evresine geçiş hızlanmıştır (Zafer, 2018).

Çok sayıda tanım geliştirmek söz konusu olsa da, ulaşılacak temel düşünce aynıdır. Ancak esas farklılık bilim tanımında değil, bilime nasıl bakıldığıdır ki, bu da bilimsel yaklaşımları klasik dönem ve modern bilim olarak ayırmayı gerektirir. Bu ise psikolojinin teorik açıdan gelişim evresinin daha çok modern dönemde kaldığını ortaya çıkarır. Bu nedenle bilim tarihi açısından psikolojiyi geleneksel bilim kavramlarıyla düşünürken bilim kavramları da dönemsel açıdan değişecektir.

O halde ruh kavramına modern psikolojiyle bakmanın güçlüğü nasıl belirginse, XIX. yüzyıla kadarki dönemi içine alan psikolojiyi ruh ve nefis kavramlarından soyut bakmak o denli güçtür. Bu durum hem İslam dünyası hem de Hıristiyan dünyası için geçerlidir

İlgili konular...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir