Algıda Duyarlılaşma ve Algılama

Algıda Duyarlılaşma

Alışma, şiddetinde ve özelliğinde bir değişiklik olmadığı halde uyarıcının etkisinin bir süre sonra azalması ve kaybolmasıdır. Örneğin ele surulen kremin kokusu, takılan bir kolyenin ağırlığı, dışarıdan gelen trafik gurultusu bir süre sonra fark edilmez. Alışmanın psikolojik boyutu duyarsızlaşmadır.

Duyarsızlaşma, sık karşılaşılan uyarıcıya gösterilen duygusal tepkinin azalmasıdır. Tıp fakultesinde okuyan bir öğrenci ilk kez bir ameliyatı izlediğinde kan görmekten etkilenir. Deneyimi arttıkca öğrenci duyarsızlaşır. Organizmanın bir uyarıcıya karşı verdiği tepkinin miktarında ya da şiddetindeki artışa ise duyarlılaşma denir.

Duyarlılaşma halinde kişi uyarıcıya karşı daha hassas hale gelir. Örneğin gece sessizliğinde sürekli damlayan musluğun sesi bir süre sonra huzursuzluğa neden olur. Birkac defa trafik kazası geciren biri her fren sesinde korku yaşar. Alışma ve duyarlılaşmadaki ortak öge uyarıcıların tekrarlanmasıdır ancak alışmada tepki azalırken duyarlılaşmada tepki artar.

Algıda Duyarlılaşma ve Algılama

Algılama

Duyumlar aracılığı ile varlığı anlaşılan birtakım nesnelerin zihinde anlamlandırılması ve yorumlanması sürecine algılama, ortaya cıkan urune ise algı denir. Örneğin tat almak duyum iken bu tadın ne tadı olduğunu anlamak algıdır. Zihin nesnel bir veri olmadan anlamlandırma işlevini gercekleştiremez. Bu yuzden algı, temelde bir “nesne algılamadır” ancak icsel süreclerin etkisi ile kişiden kişiye değişebilir.

Nesneleri değişik ortam ve şartlarda yine aynı şekilde algılama eğilimine algısal değişmezlik denir. Bu değişmezliklerin gercekleşmesi için nesnelerin önceden algılanmış olması gerekir.

Şekil, buyukluk ve renk olmak uzere uc tur algısal değişmezlik vardır. Önceden şekli bilinen bir nesneye farklı acılardan bakılsa da nesnenin eski şekliyle algılanması şekil (biçim) değişmezliğidir.

Örneğin bir pencereye farklı acılardan bakılsa da pencere hep dikdortgen olarak algılanır. Önceden boyutları bilinen bir nesnenin nesne uzaklaşıp yakınlaşsa da hep aynı şekilde algılanması büyüklük değişmezliğidir.

Örneğin bir gokdelenden aşağıya bakıldığında insanlar, arabalar ve binalar çok küçük görunur ancak yine de normal boyutlarıyla algılanır.

Nesnenin ışıkta kalan kısmı daha acık, golgede kalan kısmı daha koyu renkte görunduğu halde nesneyi bilinen renkte algılama eğilimi renk değişmezliğidir. Örneğin bordo renk bir araba, gece siyaha yakın renkte görunmesine rağmen bordo olarak algılanır.

Derinlik algısı, retinaya yansıyan göruntulerin iki boyutlu olmasına rağmen nesnelerin uc boyutlu olarak algılanmasıdır. Derinlik algısını oluşturan ceşitli ipucları vardır. Örneğin fotoğraflarda arkadaki göruntuyu kısmen kapatan ondeki göruntu daha yakın algılanır veya aynı doğrultuda ilerleyen cizgiler gözden uzaklaştıkca birleşiyor gibi görunur.

Üç boyutlu algının bir nedeni de gözun yapısal özelliğidir. Gözler arasında mesafe bulunduğundan iki göze ulaşan göruntu aynı olmaz. İki ayrı acıdan alınan göruntu, beynin görme merkezinde tek bir göruntu oluşturacak şekilde birleşince uc boyutlu algı gercekleşir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.