Din Duygusu, Dini İlgi ve Dini Arzular

Dinî tecrübeler, her şeyden önce duygusal bir temel üzerinde yükselir.

“Dinî konuların uyandırabileceği ortak heyecanların toplamı” olarak tanımlanabilen “din duygusu”; doğuştan gelen insana özgü evrensel bir nitelik olup bireyi kutsala yöneltir ve sürekli ilişkili kılar.

Din psikolojisinin odak konularından biri olarak din duygusu, dindarlığın motivasyonları sayılabilen dinî ilgi ve arzuları doğurur ve canlı kalmalarını sağlar. Bu özel niteliğiyle o, dindarın yaratıcısıyla bağlantısını sağlayan sevgi, güven, hayranlık, teslimiyet, minnettarlık, sabır, umut, ölümsüzlük, sonsuzluk… ya da kaygı, korku, suçluluk, çaresizlik, yetersizlik, eksiklik… gibi çeşitli yapı ve işlevdeki duyguları bünyesinde ahenkli bir şekilde toplar ve tatminkar bir dinî hayat için organize eder.

Din psikolojisi, özü itibarıyla dindarlığı temellendiren olumlu ya da olumsuz duyguların nasıl bir dinî yapıya büründüklerini, ne tür düşünce, tutum ve davranışlara ya da dindarlık biçimlerine yol açtıklarını, kısaca bir bütün olarak dinî hayatı ne ölçüde etkileyip şekillendirdiklerini araştırma konusu yapar.

Aynı şekilde din psikolojisi, bireyi dine yönlendiren ve kutsalla bağlantısını canlı tutan dinî ilgi, arzu ve isteklerle de ilgilenir. Dahası bu bilim dalı, bireyin kutsalla bağlarını zayıflatan ya da koparan, dinî hayatı olumsuz yönde etkileyen her türlü duygusal yapıları ve bunların işlevlerini de araştırma kapsamı dâhilinde tutar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir