Bilgi Nedir? Bilgiye Nasıl Ulaşılır?

Sahip olmak yönlendirmesi altındaki öğrenciler, bir dersi şöyle dinlerler: Bir yandan anlatılan şeyleri dinleyip, onlar arasındaki mantıklı bağları yakalayarak, anlamı kavramaya çalışırken, öte yandan da bütün anlatılanları defterlerine not ederek, gelecek sınavda başarılı olmayı amaçlarlar.

Bu arada anlatılan şeylerin içeriği üzerine pek düşünmez, ona karşı bir tavır almazlar. Böylelikle öğrendikleri şeyler, onların düşünce dünyasının bir parçası hâline gelmediği için kişisel gelişme ve evrimlerine hiçbir katkıda bulunamaz.

Bu öğrencilerin yaptıkları; duydukları ve hafızalarında sakladıkları teorileri, yeri gelince eksiksiz ve katkısız olarak yinelemekten ibarettir. Öğrenci başkaları tarafından varılan bazı sonuçların mülkiyetini eline geçirmiş, bu düşüncelere “sahip olmuştur”.

Öğrencilerin tek amacı vardır: “öğrenilmiş” olanı saklayıp, tutabilmek. Sahip olucu karakter yapısındaki birisi için yeni düşünceler ve fikirler, daha önce kafasına yerleştirdiği şeylerin tümünün yeniden gözden geçirilmesine ve yeni sorular sorulmasına yol açacağından rahatsız edici olacaktır.

Dünyaya bakış açısı ve insanlarla ilişki biçimi, sahip olmak ilkesine göre ayarlanmış bir insan için kolayca sınıflanamayan, böylece de gelişen, değişen ve denetim altına alınamayan her düşünce, huzursuz edici ve korku vericidir.

Bilgiye ‘Sahip Olmak’ ya da ‘olmak’

 Yaşama “olmak” ilkesi açısından bakan öğrenciler içinse öğrenme süreci bambaşka bir değer ve kalite taşır. Onlar bir derse boş bir zihinle ve hiçbir fikirleri olmadan girmezler.

Dersin konusu üzerinde önceden düşünmüşlerdir ve belki de akıllarına takılan bazı sorular vardır. Yani öğrenecekleri şey ile bir hesaplaşma sürecine girmişlerdir ve bu konu onları ilgilendirmektedir.

 “Bilgiye ‘Sahip Olmak’ ya da ‘olmak’ ”

Ders sırasında anlatılanları yalnızca yakalayıp not etmekle kalmazlar. Dinlerler, ama pasif bir dinlemeden farklı olarak olaya aktif bir tepki gösterirler ve üretici biçimde yaklaşırlar. Dinleme eylemi onlar için canlı bir süreçtir ve öğrenci, duydukları ile kendi bilgileri arasında anında bağlantılar kurarak kendi düşüncesini geliştirmeye yönelir.

Kısaca ders bitince elinde kalan, eve taşıyıp sonradan ezberleyeceği bir anlatı paketi değildir. Öğrenci ders sonrasında eskiye oranla değişmiş, başkalaşmıştır. Her yeni bilgi, onda bazı yeni gelişmelere yol açmıştır.

Tabii bu tür bir tepki alabilmek için, dersin konusunun ilgi çekici olması ve iyi sunulması da gerekmektedir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir