Yatağa Bağımlı Hasta Psikolojisi

Yatağa bağımlılık, kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamaması, topluma aktif karışamaması, günlük yaşam aktivitelerinin bir kısmının veya tamamının yapılamaması durumudur.

Hastanın yatağa bağımlılığı hastalığının özelliğine ve hastanın genel durumuna göre değişir. Yatağa bağımlılık kısa ya da uzun süreli olabileceği gibi süreklide olabilir.

Yatağa bağımlı hasta, banyo yapma tuvalet gereksinimlerini karşılama, saç bakımı, ağız bakımı, giyinme, yemek yeme, hareket etme vb. günlük yaşam aktivitelerinin tamamını yerine getiremeyebilir. Kişinin fiziksel yönü etkilendiği gibi bu durumdan psikolojik yönü de olumsuz etkilenmektedir. Bu hastalarda:

Duygusal ve sosyal izolasyon,

Yalnızlık duygusu,

Ölüm korkusu,

Statü ve işlerini, çevresini kaybetme korkusu,

Bağımlılık psikolojisi (sürekli başkalarına ihtiyaç duyma),

Depresyon,

Kronik uykusuzluk,

Kaygılarda artış,

Terk edilme korkusu gelişebilir.

Bu hastaların yalnızlık duygusunu en aza indirmek gerekir. Hastanın odasında radyo, televizyon, bilgisayar olmalı dış dünyadan haberdar edilmelidir. Hastaya gazete, dergi okunmalı veya kendisi okuyabiliyorsa yönlendirilmelidir. Hastaya bakım yapılacaksa mümkün olduğu kadar aktif ve katılımcı olması sağlanmalıdır. Bu suretle hastanın öz güvenini tekrar kazanması sağlanabilir. Hastada anormal davranışlar görüldüğünde ilgili birimlere haber verilir.

Yatağa bağımlı hasta

Yatağa bağımlı hasta

  Yatağa bağımlı hastaya yaklaşım

Hasta bireyle konuşularak düşüncelerini açıklaması için imkân sağlanır.

Yapılan tedavi ve uygulamalar hakkında hastaya bilgi verilir.

Hasta ve ailesi ile olumlu ilişkiler kurulur ve iş birliği yapılır.

Hastanın kendi bakımına aktif olarak katılımı sağlanır.

Gerekirse psikolojik yardım istenir.

Mümkünse hasta etraftakilerle ilgilenebileceği, yalnız kalmayacağı bir odaya alınır.

Hastanın uğraşabileceği dikkatini başka yöne verebileceği uğraşlar bulunur.

Terminal Dönemdeki Hasta

Terminal dönemdeki hasta, yaşamının son günlerini yaşayan, ölmek üzere olan hasta anlamına gelir. Ölümcül hastalıklar psikolojik ve fizyolojik olarak hem hasta ve ailesi hem de sağlık ekibi açısından zorlayıcı bir durumdur. Terminal dönemdeki hasta; başkalarına yük olma, ölürken fiziksel ve mental yetenekleri kaybetme ve önemli yaşam hedeflerini başaramadan erken ölme korku ve kaygısı içinde olabilir.

Terminal dönemde olan hastalar bu süreçte problemleriyle başa çıkabilmek ve gereksinimlerini karşılayabilmek için yardıma ihtiyaç duyar. Bu dönemde hastanın ağrı ve diğer sorunlarını azaltmak ya da ortadan kaldırmak, bireyin mümkün olduğunca bağımsızlığını sürdürmesini sağlamak ve aile üyelerini desteklemek gerekir.

Ayrıca terminal dönemde olan hasta ve ailesinin dini inanç gibi manevi gereksinimleri de olabilir. Hasta ve hasta yakınlarının bu gereksinimleri de dikkate alınarak dini inançlarını uygulayabilecek ortam sağlanmalıdır.

Terminal Dönemde Hasta ve Yakınlarında Görülen Tepkiler

Terminal dönemde hasta ve yakınları çok farklı tepkiler verir. Farklı yaşam evrelerinde kayba ve kayıp öncesi döneme verilen tepkiler de farklıdır. Fakat ortak yaşanan bazı tepkiler vardır. Bu tepkiler; inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme olarak sıralanır.

Yukarıda sayılan tepkileri hasta kadar şiddetli olmasa da hastanın ailesi ve yakınlarının da yaşadıkları görülmüştür.

Ölümcül hastalıklar her hastada farklı şiddet, düzey ve çeşitte psikolojik tepkilere yol açmalarına rağmen sıklıkla gösterilen psikolojik tepkiler yas reaksiyonu, depresyon, kaygı, inkâr, kızgınlık, yansıtma, patolojik bağımlılık, agresif direnç, regresyon ve suçluluk duygusu şeklinde olmaktadır.

Bu dönemde hastanın, fiziksel ve duygusal bakımının yanında, hastanın ailesi ve yakınlarının da desteğe ihtiyaçları vardır. Hastanın yaşama olasılığı tıbben çok düşük olsa da hasta ve yakınları bu durumu inkâr ederek hastanın yaşayacağı ümidini şiddetle savunabilir.

Terminal Dönemdeki Hastaya Psikolojik Destek

Hastaların bu dönemdeki en büyük korkuları; yalnızlık ve izolasyondur. Bu nedenle Hastalar özel bir odaya alınmamalıdır. Yalnızlık duygusunu azaltmada en önemli faktör hastanın ailesi ve sevdiklerinin yanında olmasıdır.

Hasta ile sürekli iletişim halinde olunmalı, duygularını ifade etmesi için cesaretlendirilmelidir.

Hastaya güven içinde olduğu hissettirilmeli bunun için hastanın yanında fısıltı ile konuşulmamalıdır.

Yapabildiği aktivitelerin devam ettirilmesi desteklenmelidir.

Gelecekte onun adına neler yapılmasını istediği konuşulmalıdır.

Hastanın miras paylaşımı, itiraf, vasiyet veya sevdiği kişileri görmek gibi bazı istekleri olabilir. Bu isteklerin yerine getirilmesine yardımcı olunur.

Terminal Dönemdeki Hasta Yakınlarına Psikolojik Destek

Aile bir bütündür ve üyelerinden birinin hastalığı tüm aileyi etkilemektedir. Hasta yakınları terminal dönemde stres, belirsizlik, yaşam biçiminde değişiklik, birikimlerini kaybetme gibi durumlar ve buna ek olarak hastanın bağımlı olmasından ve bakım yüklerinin artmasından kaynaklanan uykusuzluk, ümitsizlik, depresyon, tükenmişlik yaşarlar.

Hastanın ölümünden önce, ölümü sırasında ve sonrasında aile üyelerinin ölüm gerçeğini kabul etmelerine yardımcı olunmalıdır. Bunun için;

Aileler için iletişim çok önemlidir. İletişim açık, dürüst, tarafsız, basit ve anlaşılabilen kelimelerle kurulur.

Ailenin gerçeği kabullenmesine yardım etmek, onların duygu ve düşüncelerini anladığımızı hissettirmek, yaşadığı öfkeyle baş etmede yardımcı olmak gerekir.

Aileye onların kederini kabul ettiğinizi, istedikleri zaman sizinle paylaşabilecekleri güveni verilmelidir.

Ailelerin hastanın bakımına katılması, hastanın yanında kalmasının ve rutin bakıma yardım etmesinin sağlanması, kabullenme sürecini kolaylaştırır.

Bu dönemde olabilecek aksaklıkları hasta tamamen iyileşecekmiş gibi düşünüp acilen gidermek, ihmal etmemek etik davranmak gerekir.

Hastanın görünüşüne özen gösterilmesi, hem ailenin hem de hastanın kendini iyi hissetmesini sağlar.

Hastanın rollerinin ve sorumluluklarının aile üyelerince paylaşılması ve tek bir kişiye yüklenilmemesi gerektiği konuşulmalı ve ailenin bu duruma uyum sağlamasına yardımcı olunmalıdır.

  Ölümden sonra aile ile iletişim

Yaşamın herhangi bir döneminde karşılaşılan kayıp bireyleri değişik şekillerde etkileyebilmektedir. Ailenin ölümü kabullenmesine yardım etmek, yanlarında kalmak ve gerekirse rahatlatıcı sözlerle desteklemek yaşadıkları süreçte kolaylık sağlayacaktır. Ölümün haber verildiği ortam uygun olmalıdır.

Ölen bireyin ölüm sonrası fiziksel bakımı sağlandıktan sonra yakınlarının görmesi sağlanmalıdır. Hastanın yakınları son zamanlarında hastanın yanında değillerse son anlar olumlu anlatılmalıdır. Aşırı duygu yüklü ifadeler yerine; “Öldüğünü kabul etmek sizin için güç olmalı!” gibi empati içeren ifadeler kullanılmalı; inkar, öfke, suçlama gibi tepkilerin doğal olduğu bilinerek savunmaya geçilmemeli ve iletişim açık tutulmalıdır.

Aile bireylerine şiddetli kontrol yitimi olmadığı sürece sedatif verilmemeli, yası yaşamaları için desteklenmelidir.

İlgili konular...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir