"Enter"a basıp içeriğe geçin

Psikolojik Rahatsızlıkların Teşhisi

Psikolojik rahatsızlıkların nesnel gözlem ve deneye tabi tutularak anlaşılması kolay değildir. Biyolojik rahatsızlıklarda tanının doğrulanması için kan, idrar tahlili, röntgen vb. kullanılabilecek birçok teknik varken psikolojik rahatsızlıkların teşhisinde kullanılabilecek nesnel teknikler oldukça sınırlıdır.

Psikolojik bir rahatsızlığın belirtileri ve bu belirtilerin yoğunluk derecesi kişiden kişiye değişebilir. Bu yüzden tek bir semptoma dayanarak hastalık teşhisi konulamaz. İnsanların bazı davranış ve düşüncelerinden yola çıkarak onları etiketlemek doğru değildir.

Halüsinasyon gören herkese şizofreni tanısı konmaz. Ateşli bir hastalık, alınan bir ilacın yan etkisi vb. başka nedenler de halüsinasyona neden olabilir. Bir tanı konulabilmesi için birkaç semptomun bir arada, uzun bir süre ve yaşamın rutinini bozacak düzeyde görülmesi gerekir.

Psikolojik Rahatsızlıkların TeşhisiKaldı ki şizofreni tanısı konan birinin etiketlenmesi ve kişinin problemi ile özdeşleştirilmesi de doğru değildir. Şizofreni tanısı konan birinin “şizofren”, antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konan birinin “psikopat” olarak adlandırılması bireylerin yaşamını her anlamda olumsuz etkiler.

“Problemli İnsan Yoktur, Problemi Olan İnsan Vardır.”

Şeker hastalığı tanısı alan bireylerin hepsi böbreklerini kaybetmez. Şizofreni tanısı alan bireylerin hepsi de kendilerine ve çevrelerine zarar vermez. İnsan hakları ihlali anlamına gelen bu damgalamalar sadece bireyi değil onun yakın çevresini de etkiler. Bireyin bir probleminin olması onun bir problem olduğu anlamına gelmez.

Bu düşüncenin kabul görmesi bireye tedavi sürecini kolaylaştıran bir bakış açısı da sağlar. Böylece kişi kendini “problemli” olarak görmez, kendisi ile ilgili olumsuz bir benlik algısına sahip olmaz.

Problemi dışsallaştırma, suçluluk ve farklı olma düşüncelerini ortadan kaldırır ve “içeride” olan yerine hakkında daha kolay konuşulan ve düşünülen “dışarıda” olana odaklanmayı sağlar. Böylece birey ve ailesi problemle mücadele etmek için direnç kazanır.

Toplum da aynı bakış açısına sahip olmalı ve şu gerçeği göz ardı etmemelidir. “Problemli İnsan Yoktur, Problemi Olan İnsan Vardır.” Yapılması gereken bu bireyleri etiketlemek ve ötekileştirmek yerine problemleriyle mücadelede onlara sosyal destek sağlamaktır

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir