Psikolojide Duyguların Davranışlara Etkisi Nedir?

Duygular davranışları etkiler ve şekillendirir. Bir davranışın anlaşılması buyuk ölçüde o davranışa neden olan duyguların bilinmesi ile mümkündur. Örneğin “dersi dinlememe” davranışına neden olan duyguları bilmeden bu davranışı anlamak ve bu sorunu cozmek zordur.

Duyguları anlamak, duyguların ifade ediliş biçimine bağlıdır. İnsan yuz yuze kurduğu ilişkilerde sozler, ses tonu ve beden dili ile duygularını ifade eder. Diğer insanlar da sozlerden, mimiklerden, ses tonundan ve beden hareketlerinden kişinin duygularını anlamaya calışır. İnsan vucudunda duyguları sozsuz olarak en iyi ifade eden bolum yuz ve gözlerdir. Neşe, ofke, korku, şaşkınlık vb. duygular yuze ve gözlere yansır.

Duyguların ifadesinde sozlu ve sozsuz iletişim bir butundur. Sözel olarak çok mutlu olduğunu soyleyen birinin beden dili bu duyguyu yansıtmıyorsa onun mutlu olduğu düşünulmez. Kızmadığını soyleyen birinin ses tonu gercekten size kızıp kızmadığını anlamanızı sağlar.

Duyguların sözel ifadesi ozneldir. Sözel ifadelerde birey gercek duygularını karşı tarafa yansıtmayabilir ya da aslında hissettiği duyguların tam tersini soyleyebilir ancak beden dili, saklanan bu duygu ve düşünceleri buyuk ölçüde yansıtır. Yuz ifadeleri ve gözler dışında baş hareketleri, jestler, beden duruşu bireyin duygularını ele verir.

Duyguların Davranışlara Etkisi

Duygu çok yoğun yaşandığında duygunun neden olduğu davranışı değiştirmek zor olur.

Bu yuzden beden dili duyguların ifadesinde ve anlaşılmasında önemlidir. Toplumsal yaşamda hissedilen her duygunun özellikle de olumsuz duyguların, sozlu ya da sozsuz olarak ifade edilmesi hoş karşılanmaz. O gun misafir kabul etmek istemeyen ev sahibi gelen misafirlerini yine de gulumseyerek karşılar. Yaşamın ilk yıllarında duyguların kontrollu ifadesi pek mümkün olmaz.

Çocuk duygularını içinden geldiği gibi sozlu ya da sozsuz ifade eder. Aile ve toplumsal çevrenin etkisiyle sosyalleşerek hangi durumda nasıl davranması gerektiğini öğrenen birey, duygularını kontrol etmeyi zaman içinde ceşitli deneyimlerin yardımıyla öğrenir.

Ortamdan uzaklaşmak, derin nefes almak, çok sevdiği biriyle konuşmak, egzersiz yapmak, muzik dinlemek, yuruyuş yapmak gibi kişiye özel yontemler olumsuz duyguların kontrolune yardımcı olur.

Duygu çok yoğun yaşandığında duygunun neden olduğu davranışı değiştirmek zor olur. Örneğin ucağa binmekten korkan birine aslında ucağın en güvenilir arac olduğunu söylemek onun bu korkusunu gecirmez. Korku duygusu bu kadar yoğunken insan, mantığıyla hareket edip duygusunu kontrol altına alamaz.

Ruhsal ve bedensel rahatsızlıkların birçok nedeni vardır. Bu nedenlerden biri de kontrol edilemeyen yoğun duygulardır. Örneğin kontrol edilemeyen uzuntu duygusu şiddetli depresyona, korku duygusu panik atağa neden olabilir. Yoğun duygular bazen kronik baş ağrısı, mide ve bağırsak sorunları gibi fizyolojik rahatsızlıkları da tetikler.

Kendi duygularını tanıyan, anlamlandıran, irdeleyen ve kabullenen insan duygularını istenilen yonde değiştirip kontrol edebilir ancak duyguların aynı zamanda işlevsel olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin uzerine doğru gelen bir arabadan korkması insanın kacma tepkisi vermesine neden olur.

Yani korku duygusu, insanı tehlikelerden koruma ve insanın hayatta kalmasını sağlama işlevine de sahiptir. Duygu kontrolu, duyguların bastırılması ya da saklanması anlamına gelmez.

Kısaca duygu kontrolu duyguların doğru zamanda, doğru kişiye, doğru biçimde, doğru gerekceyle ve doğru düzeyde gösterilmesi olarak özetlenebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir