Dini Tecrübe, İman ve İnançsızlık

“Yüce varlığın işaret, yansıma ve delillerini sezgisel olarak anlama, vasıtasız doğrudan doğruya kavrama, ilahî güçle sezgisel ve duygusal ilişki kurma” şeklinde tanımlanan “dinî tecrübe”, dinî hayatın özünü teşkil eder ve tüm insanların ruhunda doğuştan var olan “kutsal”ın tecrübesini içerir.

Din psikolojisinin en önemli amaçlarından birisi, kutsalın bireyin topyekûn hayatı üzerindeki köklü etki ve yansımalarını ortaya çıkarmaktır. Bu çerçevede olmak üzere dinî tecrübenin, fıtratın ve kutsalın anlamı, yapısı, temel kaynakları, alanları; dinî tecrübenin çeşitleri; dinî tecrübenin psikolojik, kültürel ve dinî şartları; dinî tecrübenin belirsizliği; içerik, etki ve sonuçları açısından dinî tecrübe türleri, din psikolojisinin başlıca inceleme alanlarından birini teşkil eder.

“Tasdik etmek, güvenmek ve boyun eğmek” anlamındaki “iman” olgusu; “bağlanmak, düğümlenmek, doğrulamak” anlamına gelen ve imanla birlikte bilgi ve kanaatı içeren “inanç”; başta iman esasları olmak üzere “dinî olguların doğruluğu ve güvenirliliğini sorgulama” anlamında gündeme gelen “dinî şüphe” olayı ile yaratıcı ve hayatı düzenleyici yüce bir “Tanrının varlığını ya da dinî öğreti ve mesajları reddetme” anlamına gelen “inançsızlık” durumu, oluşum ve gelişim açısından din psikolojisinin araştırdığı konular arasında yer alır.

Bu çerçevede olmak üzere, imanın tabiatı ve boyutları, süreç olarak imanın ortaya çıkıp yapılanması, dinî gelişim teorileri, iman ve kişilik, dogmatizm ve fanatizm; dinî şüphenin anlamı, etkileri ve çeşitleri; inançsızlığın anlamı, kaynağı, yapısı ve çeşitleri, hem teorik hem de patik yansımaları açısından incelenir ve yorumlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir